İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Adım Adım Finansal Tabloları Okuma Rehberi -1- Gelir Tablosu- Brüt Kâr Marjı

Bir mimar için projelerin dilinden anlamak ve onu okuyabilmek ne kadar önemliyse, bir hisse yatırımcısı için de, finansal tabloları okuyabilme becerisine sahip olmak o denli önemlidir. Finansal tabloların anlamak, doğru finansal analiz ve yorumlamanın ilk ve en önemli adımıdır.

Bir portföy yöneticisinin ya da profesyonel bir yatırımcının, hisse seçerken harcadığı mesainin ağırlıklı kısmını finansal tablo analizleri oluşturur. Çünkü bir şirketin finansalları incelenmedikçe, o şirket kulaktan dolma bilgilerle ne kadar iyi tanındığı sanırsa sanılsın, yatırımcı açısından hala meçhul sayılır.

Her finansal tablo, ayrı bir perspektiften şirketin performansını yansıtan bir karnedir. Yatırımcı olarak bizler, o karnelere bakarak; şirketin finansal sağlığı, riskliliği, karlılığı, geçmiş performansı gibi birçok temel noktada ortaya koyduğu başarı ya da başarısızlığı net bir şekilde görebiliriz.

Finansal Tablolar Nelerdir?

Finansal tablolar denilince temelde üç farklı tabloya atıfta bulunmuş oluruz. Bunlar: Bilanço, Gelir Tablosu ve Nakit Akış Tablosudur. Bunların dışında da ek tablo diyebileceğimiz finansal tablolar olmakla birlikte, bir yatırımcının analizi için bu tablolar işin özünü teşkil eder.

Yukarıda saydığım tablolar ile ilgili önceleri de bir kaç yazı kaleme almıştım. Fakat bu yazı dizinin özel amacı, en başından sonuna kadar, adım adım ve herkes için finansal tabloları okuma konusunda bir yeterlilik kazandırma düşüncesidir. Yani bu yazı dizisinde, hayatında hiç muhasebe bilgisi olmayan bir kimse bile, bu yazı dizisinin sonunda finansal tabloları okumayı, anlamayı ve yorumlamayı öğrenme yolunda epey bir yol kat etmiş olmasını umuyorum.

Gelir Tablosu

İşe gelir tablosunun ne olduğuyla başlayacağım. Gelir tablosu, belirli bir dönem için (3-6 aylık, senelik) bir şirketin esas ve esas dışı faaliyetleri neticesindeki kâr-zarar durumunu bize gösterir. Bir şirketin kâr ya da zararını hesaplayabilmek için, gelir ve giderler (maliyetler) bilinmelidir, ki gelir tablosunda tam olarak da bunlar yer alır. Önce gelir tablosunu şablon olarak bir görelim:

Gelir Tablosu Örneği

Yukarıda görmüş olduğunuz tablo, Bist’te işlem gören bir şirketin 1 Ocak 2020-31 Aralık 2020 ve 01 Ocak 2019-31 Aralık 2019 dönemlerine ait gelir tablosu. İki dönemin yan yana verilmiş olması, geçen seneyle mevcut dönemi karşılaştırabilmek açısından gerekli. Aslına bakarsanız, ayrıntılı bir analizde, ne kadar uzun bir periyoda bakılabilirse o kadar iyi olur. Örneğin 5-10 sene geriden gelerek durumu incelemek, zaman açısındaki değişimi ve oluşan trendi görebilmek için gereklidir.

Tabloda dikkatinizi çektiyse, bazı kalemlerin yanında dipnot referansı verilmiş. Bu tür referanslar bütün finansal tablo türlerinde yer alır ve esasında finansal tablolar bu dipnotlarla bir bütündür. “Dipnotlar ne işe yarar?” diye soracak olursanız; dipnotlar tablodaki kalemlerin detaylarına inebilmemizi sağlar. Hangi finansal tabloyu inceliyor olursak olalım, özellikle dikkat çekici bir tutarla karşılaştığımızda, dipnotlara bakmakta büyük fayda vardır. Ayrıca kalemde dikkat çekici bir tutarla karşılaşmasak bile, analiz sırasında yine de dipnotların gözden geçirilmesi son derece yararlıdır.

Hasılat

Gelir tablosu her zaman Hasılat kalemiyle başlar, Hasılat’a aynı zamanda Ciro da diyoruz. Hasılat bir şirketin esas faaliyetlerinden elde ettiği toplam Satış Gelirleri’dir, ki bazen bu şekilde bir isimlendirme ile de karışılabilirsiniz.

Hasılat nasıl hesaplanıyor?… Son derece basitt: Satış adedi X Satış miktarı… Ya da ne sattınız ise, sattığınız bütün ürün ve hizmetlerin fiyat ve ücretlerini topladığınızda Hasılat değerine ulaşırsınız.

Örneğin tanesi 1000 liradan telefon satan bir dükkan işletiyorsanız, 100 adet telefon sattığınızda, 100.000 lira hasılat yapmış olursunuz. Eğer bu satışı Ocak ile Mart ayları arasında yaptıysanız, Ocak- Mart dönemi 3 aylık Gelir Tablonuzda Hasılat kaleminiz 100.000 lira olarak görünecektir.

Bazı Gelir Tablolarında, Brüt Satışlar ve Net Satışlar ayrımını görebilirsiniz. Net Satışlar, Brüt Satışlar’dan, satıştan iadelerin ve satış indirimlerin düşürülmüş halidir, ki bizi ilgilendiren asıl kalem de budur.

Yukarıdaki telefon örneğinden devam edecek olursak, satılan 100 adet telefonun 2 tanesi iade edilmiş ise, Net Satışlar 98.000 lira olacaktır. 10 kişiye de 100 lira indirim yapılmış olsaydı da, Net Satışlar 97.000 lira olurdu.

Satışların Maliyeti

Bir şirketin ne kadar satış yaptığı bize çok fazla şey anlatmaz. Bununla birlikte bir şirketin satışlarını dönemler itibariyle artırıyor olması bizim için olumlu bir göstergedir. Ara sıra daralmalar olabilir, fakat mühim olan uzun vadede satış grafiğinin yukarı eğimli bir görünüm içinde olmasıdır.

Çoğu gelir tablosunda Satılan Malın Maliyeti olarak geçen bu kalemi, esasında Satışların Maliyeti olarak düşünmek daha doğrudur; çünkü satılan şey her zaman bir mal olmaz. Örneğin bir eğitim kurumu çoğu zaman hiç mal satmaz, fakat hizmet üreterek gelir elde eder ve bunun da bir maliyeti vardır. Özetle bir şirketin faaliyetleri kabaca; üretim, hizmet ya da ticaret biçimde karşımıza çıkar.

Para kazanmak için her zaman para harcamak gerekir, yani para kazanmanın muhakkak bir maliyeti olmalıdır. 100 liralık bir mal ya da hizmet hiçbir zaman bedavaya üretilemez. Dolayısıyla bir şirketin ne kadar satış yaptığından daha önemli bir şey varsa, o da sattığı ürün ya da hizmetleri ne kadara mâl ettiğidir.

Satışların Maliyeti, malzeme ve doğrudan işçilik gibi bir ürün veya hizmetin satışıyla doğrudan ilişkili (üretim, stok, işçilik) değişken maliyetlerden oluşur. Her işletme için Satışların Maliyeti kaleminin alt içeriği değişir. Çünkü bazı işletmeler ürün imal ederler, bazıları ise üreticiden alıp tüketiciye perakende satış yaparlar, yani ticaret… Fakat bizim için burada önemli olan, şirketin ne işletmesi olduğundan çok, her ne şekilde olursa olsun, sattığı mal ya da hizmeti ne kadar maliyetle sattığıdır. Diğer bir ifadeyle Net Satışlar ile Satışların Maliyeti arasındaki farkın büyüklüğü (Brüt Kâr) ve bu farkın Net Satışlara oranı (Brüt Kâr Marjı) önemlidir.

Brüt Kâr Marjı Nasıl Yorumlanır?

Hasılattan, Satışların Maliyetini düştüğümüzde elde ettiğimiz tutar Brüt Kâr’dır. Yüksek Brüt Kârlılık şirketin diğer giderlerini de karşılayıp, tatmin edici bir hissedar kârı bırakabilmesi için gereklidir. Fakat burada şirketin içinde bulunduğu sektörün şartları, Brüt Kârlılığı etkileyeceği unutulmamalıdır. Örneğin teknolojik cihaz üreten bir firma, yeni teknolojiler geliştirmek için yüksek Ar-Ge harcamasına gerek duyabilir ve bunun için de Brüt Kâr Marjı yeterli düzeyde olmalıdır; fakat söz konusu cihazın satışını yapan bir perakendeci, üretici firma kadar Ar-Ge harcaması yapmaya gerek duymayacaktır. Bu yüzden genel olarak ticaret işletmeleri, üreticiler kadar yüksek Brüt Kâr Marjına ihtiyaç duymayacaktır.

Sektördeki rakiplerine göre daha yüksek Brüt Kâr Marjı olan şirketler, rakiplerine göre rekabet avantajına sahip olabilir. Bu avantaj, şirketin marka bilinirliği ya da patentler gibi imtiyazlı bir duruma sahip olduğunu gösterir.

Brüt Kâr’ın, Hasılatın yüzde kaçına tekabül ettiği ve bu yüzdelik göstergenin yıllar içinde izlediği seyir, bu kalemleri yorumlarken bizim için en kritik noktadır.

Hasılattan, Satışların Maliyetini çıkardığımızda çıkan rakam Brüt Kâr‘dır. Brüt Kâr/Hasılat ise bize Brüt Kâr Marjını verir.

Brüt Kâr Marjı hiçbir zaman %100’den büyük olamaz. Hatta %100 de olamaz; çünkü %100’lük bir Brüt Kâr Marjı, satışların sıfır maliyette olması demektir, ki bu da ütopik bir durumdur.

Şimdi yukarıdaki şirketin durumunu yorumlayalım.

Şirketin satışları geçen döneme göre %39 artış göstermiş. Gayet iyi.

Fakat beri taraftan maliyetler de %53 artmış. Maliyetlerdeki artışın, satışlardaki artışın üzerinde oluşu, brüt kârın artmasına rağmen, brüt kâr marjının düştüğünü gösteriyor. Buna göre 2019’da brüt kar marjı %34’ken, 2020’de %28’e gerilemiş.

Bu örneğimizdeki %28’lik Brüt Kâr Marjı son derece yeterli bir oran gibi duruyor. Sahiden bu oran bir çok sektör için göz dolduran bir marj olarak sayılabilir. Ne var ki örneğimizdeki şirket için bunun çok da yeterli olduğunu söyleyemeyiz, çünkü sektördeki ortalama %76,12.

Brüt Kâr tutarında, pazarlama-satış-dağıtım, genel yönetim, Ar-Ge giderleri yer almamaktadır. Dolayısıyla Brüt Kâr marjı düşük olduğunda, şirket muhtemelen zarar açıklayacaktır. Bu yüzden Brüt Kâr Marjı kabul edilebilir seviyelerde olmalıdır.

Bir sonraki yazı: Faaliyet Giderleri

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Mission News Theme by Compete Themes.