İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Aktif Rasyosu Nedir? Piyasa Faizlerini Nasıl Etkiliyor?

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bankaların daha fazla kredi vermelerini ve ellerinde daha az Yabancı Para tutmalarını sağlamak için 18 Nisan tarihli toplantısında Bankalara yeni bir kural getirdi. Buna göre artık mevduat bankalarının (bildiğimiz klasik bankalar) Aktif Rasyosu en %100, katılım bankalarının ise en %80 olması gerekiyor. Bu oranı tutturamayan bankalara ise, oranın altında kaldıkları miktarın %5’i kadar ceza kesilecek ve ceza her halükarda 500 bin liranın altında olmayacak. Peki, nedir bu Aktif Rasyosu ve piyasaları nasıl etkileyecek? Önce formülünü yazalım.

Yukarıdaki formüle göre, bir mevduat bankası oranı tutturmak için; elindeki TL mevduat ile Yabancı Para Mevduatın 1,25 katının toplamına ulaşacak kadar; ya kredi vermeli, ya tahvil ve bono satın almalı ya da elindeki Yabancı Parayı, Merkez Bankası’yla belirli bir süre için değiş tokuş etmeli (Swap), yani Yabancı para verip, karşılığında TL almalı.

Bilineceği üzere bankalar temel olarak, parayı ucuza satın alıp (mevduat) daha yüksek bir bedelle satarak (kredi) kazanç sağlarlar. Örneğin 100 lirayı kendisine yatıran tasarruf sahiplerine, bu 100 liradan bir seneliğine vazgeçmeleri karşılığında 10 lira faiz öderken, aynı parayı bir başkasına 20 liralık bir faizle satarlar ve aradaki fark da bankaların brüt karını oluşturur.

Bankalar Bu Durumda Ne Yapabilir?

Bankaların temel kazanç kaynağı kredi vermek iken, kimi zaman bankaların kredi vermekte fazlaca hevesli olmamalarının birkaç sebebi olabilir, buna göre: Kredi verdikleri kimse ya da kurumların verdikleri kredileri geri ödememe riski olduğunu düşünebilirler ya da faizlerin fazla düşük olduğu bir dönemde vade uyumsuzluğu (Söz gelişi, mevduatların ortalama vadesi 3 ayken, kredilerin ortalama vadesi 6 aysa, faizlerin sonradan yükselmesi bankalar açısından risk oluşturur) sebebiyle risk almak istemezler.

Aktif Rasyosu düzenlemesinden sonra, Rasyo’yu istenilen seviyede tutmaya çalışan bankaların ellerinde birkaç seçenek bulunuyor: Ya rasyonun pay kısmını arttırmak ya da paydayı küçültmek; diğer bir ifadeyle ya TL ve YP mevduatları azaltmak, yani aktifleri küçülterek Rasyo’nun payda kısmını azaltmak yoluyla hedefi tutturmak; ya da daha fazla kredi vererek, daha fazla DİBS (Devlet İç Borçlanma Senedi) satın alarak ve ellerindeki Dövizleri belirli bir süreliğine Merkez Bankası’na verip karşılığında TL alarak pay kısmını artırmak… Fakat formülün parametrelerine göre, bankalar açısından Aktif Rasyosu’nu tutturmanın en etkili yolu, daha az YP mevduat kabul edip, daha fazla kredi vermek olacaktır. Diğer taraftan, korona virüsün yarattığı dar boğaz sebebiyle hane halkı ve şirketlerin geri ödememe riskinin de artacağı düşünülecek olursa, devlet iç borçlanma senetleri alınarak hedeflenen oranın tutturulması da bankalar açısından geri ödenmeme riski taşımayan iyi bir alternatif yol olacaktır. Bu durumda hazine de kendisine daha ucuza kaynak bulma avantajı elde edecektir.

Bankacılık Sektöründe Görünüm Ne Durumda?

BDDK’nin getirdiği yeni düzenleme 1 Mayıs’tan itibaren yürürlüğe girdi ve bankaların birbirleri arasındaki mevduatları hariç olmak üzere toplam mevduatı 5 milyar TL’nin altında kalan bankalara, yürürlülük öncesi ek bir düzenleme ile yıl sonuna kadar uyum için süre tanındı.

Aktif Rasyosu düzenlemesi, yeni model bir genişleyici para politikası aracı gibi bir etki gösterecektir. Diğer bir ifadeyle bu düzenlemeyle birlikte, şirketler ve devlet daha kolay kaynak bulma imkanına kavuşacaklar; çünkü Aktif Rasyosu uygulaması, bankaların ellerindeki mevduatları devlete ya da şirketlere borç vermesi yönünde teşvik edici bir hamle niteliği taşıyor. Öte yandan elde fazladan döviz bulundurmayı da zorlaştırıyor.

Mevcut düzenleme öncesi kamu bankalarının Aktif Rasyosu %120 idi, dolayısıyla düzenlemeye uyum açısından, kamu bankaları için fazladan bir mesai harcanmasına gerek olmayacak. Diğer taraftan uygulama öncesi, özel bankaların Aktif Rasyosu %97, katılım bankalarının ise %77 civarında bulunuyordu. Her ne kadar bu oranların hedef orana oldukça yakın olduğu görülse de, mevduat büyüklüğü 100 milyarlık bir banka için %3 oranında bir sapma 150 milyonluk bir ceza ödenmesi anlamına geliyor.

Düzenleme öncesi 17 Nisan tarihi itibariyle %10,23 olan ortalama 3 aylık TL faizleri, 1 Mayıs itibariyle %8,82’ye kadar geriledi. Kaynak: Merkez Bankası

Aynı şekilde, yine aynı zaman zarfında Yabancı Para mevduat faizlerinde de düşüş gerçekleşti. Diğer yandan hem yurt içi hem yurt dışı yerleşiklerin Yabancı Para cinsinden vadeli ve vadesiz mevduatları, faizlerdeki düşüşe rağmen önceki 5 haftaya göre sırasıyla %1,05 ve %1,38 oranında artış gösterdi. Bu yönden bakılınca Aktif Rasyosu düzenlemesinin amaçlarından biri olduğu anlaşılan dolarizasyonun önüne geçilmesinde, tam olarak başarı sağlanamadığı görülüyor.

Piyasaları Nasıl Etkiledi?

Uygulama neticesinde bankaların devlet iç borçlanma senetlerine, yani tahvil ve bonolara talebinin artığı görülüyor; çünkü formülden de anlaşılacağı üzere, bankaların almış oldukları her 100 liralık devlet iç borçlanma senedi, Aktif Rasyosu oranının pay kısmına 75 liralık bir ilave sağlıyor. Aynı şekilde Eurobond’lar için de bu geçerli. Ayrıca DİBS satın almak doğrudan devlete kredi vermek anlamına geldiğinden, bu araçların geri ödenmeme riski de yok. Bu işin iyi tarafı!.. Lakin yoğun talep sebebiyle borçlanma senetlerinin faizleri düştükçe düşürüyor ve bu yüzden tahvil piyasasında senetlerin değeri de gittikçe artıyor (Tahvil ve bono fiyatlarıyla piyasa faizleri arasındaki ilişki ters yönlüdür). Bu durumda, ellerindeki parayı daha az getiriyle sürekli hazine kağıtlarına plase eden özel bankaların, ileride faizler yükseldiği takdirde, bu yüzden zarara girmeleri de ihtimal dahilinde bulunuyor.

Gösterge Faiz: Türkiye 2 Yıllık Tahvil

Grafikte, düzenleme sonrası gösterge faizin nasıl sert bir şekilde uygulamadan etkilenerek düştüğünü görüyoruz. Anlaşılan o ki, bankaların tahvillerde yüklü alımlar yapması tahvil faizlerinin düşmesine sebep oluyor. Diğer taraftan düşen TL varlıkların faizleri, TL’yi diğer paralar karşısında daha az cazip hale getirerek TL’den çıkışı hızlandırmışa benziyor. Zira Aktif Rasyosu’nun, bankaların Yabancı Para cinsinden aktif bulundurmasını bir miktar engelleyici bir şekilde formüle edilmesine rağmen, geçen zaman zarfında TL tarafında değer kaybının önüne geçilememesi ve dolarizasyonun artmaya devam etmesi bunu gösteriyor.

USD/TRY

Borsa tarafında ise, uygulama sonrasında ufak bir toparlanmaya şahit olduk. Nitekim Borsa’nın düşük faizi sevdiğini hepimiz biliriz. Öte taraftan endeks, yukarı yönlü hareketlerinde hala zorluk yaşarken; Bist 100 endeksinin Nisan ortalarından beri 97000 ile 102000 bandı içinde hareket ederek halihazırda 97500 üzerinde tutunmaya çalıştığı görülüyor. Korona virüsüyle mücadelede olumlu haberler almayı dört gözle bekleyen piyasalar, hem salgının yarattığı belirsizlik ortamı hem de döviz kurunun yarattığı baskıyla yüzünden hala aşağı yönlü riskler barındırıyor. Ayrıca düşen TL getirilerine rağmen CDS’lerde geri çekilme olmaması da, Aktif Rasyosu’nun piyasalarda yaratması amaçlanan rahatlatıcı etkisini zayıflatıyor.

Bist 100

Yorumlar kapatıldı.

Aktif Rasyosu Nedir? Piyasa Faizlerini Nasıl Etkiliyor?

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bankaların daha fazla kredi vermelerini ve ellerinde daha az Yabancı Para tutmalarını sağlamak için 18 Nisan tarihli toplantısında Bankalara yeni bir kural getirdi. Buna göre artık mevduat bankalarının (bildiğimiz klasik bankalar) Aktif Rasyosu en %100, katılım bankalarının ise en %80 olması gerekiyor. Bu oranı tutturamayan bankalara ise, oranın altında kaldıkları miktarın %5’i kadar ceza kesilecek ve ceza her halükarda 500 bin liranın altında olmayacak. Peki, nedir bu Aktif Rasyosu ve piyasaları nasıl etkileyecek? Önce formülünü yazalım.

Yukarıdaki formüle göre, bir mevduat bankası oranı tutturmak için; elindeki TL mevduat ile Yabancı Para Mevduatın 1,25 katının toplamına ulaşacak kadar; ya kredi vermeli, ya tahvil ve bono satın almalı ya da elindeki Yabancı Parayı, Merkez Bankası’yla belirli bir süre için değiş tokuş etmeli (Swap), yani Yabancı para verip, karşılığında TL almalı.

Bilineceği üzere bankalar temel olarak, parayı ucuza satın alıp (mevduat) daha yüksek bir bedelle satarak (kredi) kazanç sağlarlar. Örneğin 100 lirayı kendisine yatıran tasarruf sahiplerine, bu 100 liradan bir seneliğine vazgeçmeleri karşılığında 10 lira faiz öderken, aynı parayı bir başkasına 20 liralık bir faizle satarlar ve aradaki fark da bankaların brüt karını oluşturur.

Bankalar Bu Durumda Ne Yapabilir?

Bankaların temel kazanç kaynağı kredi vermek iken, kimi zaman bankaların kredi vermekte fazlaca hevesli olmamalarının birkaç sebebi olabilir, buna göre: Kredi verdikleri kimse ya da kurumların verdikleri kredileri geri ödememe riski olduğunu düşünebilirler ya da faizlerin fazla düşük olduğu bir dönemde vade uyumsuzluğu (Söz gelişi, mevduatların ortalama vadesi 3 ayken, kredilerin ortalama vadesi 6 aysa, faizlerin sonradan yükselmesi bankalar açısından risk oluşturur) sebebiyle risk almak istemezler.

Aktif Rasyosu düzenlemesinden sonra, Rasyo’yu istenilen seviyede tutmaya çalışan bankaların ellerinde birkaç seçenek bulunuyor: Ya rasyonun pay kısmını arttırmak ya da paydayı küçültmek; diğer bir ifadeyle ya TL ve YP mevduatları azaltmak, yani aktifleri küçülterek Rasyo’nun payda kısmını azaltmak yoluyla hedefi tutturmak; ya da daha fazla kredi vererek, daha fazla DİBS (Devlet İç Borçlanma Senedi) satın alarak ve ellerindeki Dövizleri belirli bir süreliğine Merkez Bankası’na verip karşılığında TL alarak pay kısmını artırmak… Fakat formülün parametrelerine göre, bankalar açısından Aktif Rasyosu’nu tutturmanın en etkili yolu, daha az YP mevduat kabul edip, daha fazla kredi vermek olacaktır. Diğer taraftan, korona virüsün yarattığı dar boğaz sebebiyle hane halkı ve şirketlerin geri ödememe riskinin de artacağı düşünülecek olursa, devlet iç borçlanma senetleri alınarak hedeflenen oranın tutturulması da bankalar açısından geri ödenmeme riski taşımayan iyi bir alternatif yol olacaktır. Bu durumda hazine de kendisine daha ucuza kaynak bulma avantajı elde edecektir.

Bankacılık Sektöründe Görünüm Ne Durumda?

BDDK’nin getirdiği yeni düzenleme 1 Mayıs’tan itibaren yürürlüğe girdi ve bankaların birbirleri arasındaki mevduatları hariç olmak üzere toplam mevduatı 5 milyar TL’nin altında kalan bankalara, yürürlülük öncesi ek bir düzenleme ile yıl sonuna kadar uyum için süre tanındı.

Aktif Rasyosu düzenlemesi, yeni model bir genişleyici para politikası aracı gibi bir etki gösterecektir. Diğer bir ifadeyle bu düzenlemeyle birlikte, şirketler ve devlet daha kolay kaynak bulma imkanına kavuşacaklar; çünkü Aktif Rasyosu uygulaması, bankaların ellerindeki mevduatları devlete ya da şirketlere borç vermesi yönünde teşvik edici bir hamle niteliği taşıyor. Öte yandan elde fazladan döviz bulundurmayı da zorlaştırıyor.

Mevcut düzenleme öncesi kamu bankalarının Aktif Rasyosu %120 idi, dolayısıyla düzenlemeye uyum açısından, kamu bankaları için fazladan bir mesai harcanmasına gerek olmayacak. Diğer taraftan uygulama öncesi, özel bankaların Aktif Rasyosu %97, katılım bankalarının ise %77 civarında bulunuyordu. Her ne kadar bu oranların hedef orana oldukça yakın olduğu görülse de, mevduat büyüklüğü 100 milyarlık bir banka için %3 oranında bir sapma 150 milyonluk bir ceza ödenmesi anlamına geliyor.

Düzenleme öncesi 17 Nisan tarihi itibariyle %10,23 olan ortalama 3 aylık TL faizleri, 1 Mayıs itibariyle %8,82’ye kadar geriledi. Kaynak: Merkez Bankası

Aynı şekilde, yine aynı zaman zarfında Yabancı Para mevduat faizlerinde de düşüş gerçekleşti. Diğer yandan hem yurt içi hem yurt dışı yerleşiklerin Yabancı Para cinsinden vadeli ve vadesiz mevduatları, faizlerdeki düşüşe rağmen önceki 5 haftaya göre sırasıyla %1,05 ve %1,38 oranında artış gösterdi. Bu yönden bakılınca Aktif Rasyosu düzenlemesinin amaçlarından biri olduğu anlaşılan dolarizasyonun önüne geçilmesinde, tam olarak başarı sağlanamadığı görülüyor.

Piyasaları Nasıl Etkiledi?

Uygulama neticesinde bankaların devlet iç borçlanma senetlerine, yani tahvil ve bonolara talebinin artığı görülüyor; çünkü formülden de anlaşılacağı üzere, bankaların almış oldukları her 100 liralık devlet iç borçlanma senedi, Aktif Rasyosu oranının pay kısmına 75 liralık bir ilave sağlıyor. Aynı şekilde Eurobond’lar için de bu geçerli. Ayrıca DİBS satın almak doğrudan devlete kredi vermek anlamına geldiğinden, bu araçların geri ödenmeme riski de yok. Bu işin iyi tarafı!.. Lakin yoğun talep sebebiyle borçlanma senetlerinin faizleri düştükçe düşürüyor ve bu yüzden tahvil piyasasında senetlerin değeri de gittikçe artıyor (Tahvil ve bono fiyatlarıyla piyasa faizleri arasındaki ilişki ters yönlüdür). Bu durumda, ellerindeki parayı daha az getiriyle sürekli hazine kağıtlarına plase eden özel bankaların, ileride faizler yükseldiği takdirde, bu yüzden zarara girmeleri de ihtimal dahilinde bulunuyor.

Gösterge Faiz: Türkiye 2 Yıllık Tahvil

Grafikte, düzenleme sonrası gösterge faizin nasıl sert bir şekilde uygulamadan etkilenerek düştüğünü görüyoruz. Anlaşılan o ki, bankaların tahvillerde yüklü alımlar yapması tahvil faizlerinin düşmesine sebep oluyor. Diğer taraftan düşen TL varlıkların faizleri, TL’yi diğer paralar karşısında daha az cazip hale getirerek TL’den çıkışı hızlandırmışa benziyor. Zira Aktif Rasyosu’nun, bankaların Yabancı Para cinsinden aktif bulundurmasını bir miktar engelleyici bir şekilde formüle edilmesine rağmen, geçen zaman zarfında TL tarafında değer kaybının önüne geçilememesi ve dolarizasyonun artmaya devam etmesi bunu gösteriyor.

USD/TRY

Borsa tarafında ise, uygulama sonrasında ufak bir toparlanmaya şahit olduk. Nitekim Borsa’nın düşük faizi sevdiğini hepimiz biliriz. Öte taraftan endeks, yukarı yönlü hareketlerinde hala zorluk yaşarken; Bist 100 endeksinin Nisan ortalarından beri 97000 ile 102000 bandı içinde hareket ederek halihazırda 97500 üzerinde tutunmaya çalıştığı görülüyor. Korona virüsüyle mücadelede olumlu haberler almayı dört gözle bekleyen piyasalar, hem salgının yarattığı belirsizlik ortamı hem de döviz kurunun yarattığı baskıyla yüzünden hala aşağı yönlü riskler barındırıyor. Ayrıca düşen TL getirilerine rağmen CDS’lerde geri çekilme olmaması da, Aktif Rasyosu’nun piyasalarda yaratması amaçlanan rahatlatıcı etkisini zayıflatıyor.

Bist 100

Yorumlar kapatıldı.

Mission News Theme by Compete Themes.