İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Borsada Kendinizi Manipülasyondan Nasıl Korursunuz?

Son aylarda pek çok yeni yatırımcının piyasalara dahil olduğu hepimizce malum. Ülkemizdeki bireysel yatırımcı sayısının artmasını ve bu yolla sermayenin tabana yayılmasını son derece olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyorum.

Bununla birlikte yakın zamanda SPK’nin yayımladığı basın duyurusunun, yatırımcılar açısından çok önemli uyarılar içerdiğini ve dolayısıyla uyarıların yatırımcılar tarafından mutlaka dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum.

Sözünü ettiğim duyurunun birçok yatırımcıya ulaştığını düşünmekle birlikte, duyurudan haberdar olmayanlar için ilgili metnin linkini aşağıdaki satırda sizlerle paylaşıyorum.

Sermaye Piyasası Kurulu 04.06.2020 tarihli Basın Açıklaması

“Manipülasyondan nasıl korunulur?” sorusuna geçmeden önce, çoğu zaman manipülasyon teriminin yerine kullanıldığına şahit olduğum spekülasyon kavramıyla manipülasyonun aynı şeyler olmadığını belirterek başlamak istiyorum. Hatta ikisi arasındaki farkın ufukları kucaklayacak kadar çok olduğunu da söyleyebilirim. Çünkü borsada spekülasyon yapmak denildiği zaman, bunun son derece normal bir fiil olduğunu ve spekülatörlerin borsaların ayrılmaz doğal birer katılımcısı olduklarını bilmek gerekiyor. Spekülatörün amacı piyasayı aldatmak değildir, onun yapmaya çalıştığı şey ticari kurallar çerçevesinde piyasa riskini üstlenerek borsadaki fiyat dalgalanmalarından, kısa vadeli alım-satımlarla kazanç sağlamaya çalışmaktan ibarettir ve bu herkesin en tabii hakkıdır.

Dahası, spekülatörlerin, yarattığı likidite sayesinde manipülatörün fırsat kabul edeceği piyasa sığlığını ortadan kaldırıp piyasayı derinleştirerek manipülatif girişimleri zorlaştırmak gibi pozitif bir dışsallık sağladığı söylenebilir.

Manipülasyon ise mevzuatımızda da geçen Türkçe karşılığıyla söyleyecek olursak “piyasa dolandırıcılığı”dır. Manipülatör, piyasanın sağlıklı ve etkin işleyişini bozan, çeşitli yollarla yapay bir fiyatlandırma oluşmasına çabalayan ve bu sayede haksız kazanç elde etmenin peşini kovalayan kimsedir.

İnsanların birikimlerinin haksız yollarla sömürülmesi, hayatın her alanında olduğu gibi, finansal sahada da son derece rahatsız edici ve insan vicdanını yaralayan bir durumdur.

Yetkili merciler bu tür girişimlerle mücadele etmektedir, ne var ki yatırımcıların da, bu tür kötü niyetli girişimlerin kurbanı olmamak adına, bu hususta bilinç sahibi olmaları en az diğeri kadar önem taşır.

Öyleyse biz bireysel yatırımcıların yapması gereken nedir? Elbette manipülasyonun ne şekillerde karşımıza çıktığını bilmek ve bu sayede, bu gibi şüpheli durumlar karşısında temkinli davranmak…

Dikkat edilirse, manipülasyonu tespit etmek ve ona göre davranmak demedim! Demedim çünkü manipülasyon maddi ve manevi unsurun bir araya gelmesiyle sabit olan bir suçtur ve bunun kesin bir suretle tespit edilip ortaya çıkarılabilmesi ancak yetkili mercilerin yapacağı inceleme sonucunda gerçekleşebilir. Diğer taraftan birazdan da izah etmeye çalışacağım gibi, manipülatif görünümlü bir eylemin kesin olarak manipülasyon olup olmadığının şüpheye yer bırakmayacak bir şekilde anlaşılması bireysel yatırımcı tarafından teknik açıdan zaten pek mümkün değildir. Fakat yatırımcı cephesinden konuya yaklaşacak olursak, temkinli davranmamız için bir fiilin kesin olarak manipülasyon olduğuna hüküm vermemiz zaten gerekmiyor. Bizim yapmamız gereken tek şey, şüpheli hareketler gördüğümüz yerde bilinçli, sorgulayıcı ve temkinli olmak!

Manipülasyon genel olarak haber ve işlem bazlı olarak ikiye ayrılır. Bir manipülasyon doğrudan işlem bazlı olabileceği gibi, spekülatif işlemler sonrasında haber bazlı da olabilir. Ve bazen de ikisi bir arada gerçekleşir.

Haber Bazlı Manipülasyon (Bilgi Bazlı Manipülasyon)

Bilinçli bir yatırımcının kendini koruması en kolay manipülasyon türü haber/bilgi bazlı olandır. Söylentiler, asılsız ve/veya içi boş haberler, ehil olmayan kimselerin verdiği tavsiye ve analizler bilgi bazlı manipülasyon denilince akla ilk gelenler olarak sıralanabilir.

Bu noktada ehil olmayan kimseler kısmını biraz açmanın faydalı olacağını düşünüyorum, çünkü bu tür insanlardan gelen tavsiye ve analizler muhakkak manipülasyon kastı taşıyor denilemez. Kimi insanlar kendi kapasitesini çok abartabilir, kimileri ise ehliyete saygı duymayarak kendini öne atmada fazlasıyla cüretkâr davranabilir. Sebep ne olursa bu gibi durumlar karşısında da dikkatli olmakta ve yarı bilgili insanların tavsiye ve analizleriyle hareket etmemekte yatırımcılar açısından büyük yarar vardır.

Haber bazlı manipülasyonlar, çoğunluklu asılsız bilgiler ya da içi boş gelişmelerin aşırı şişirilerek yatırımcılara sunulması şeklinde karşımıza çıkar. Bu tür bir manipülatif girişimden korunmanın yolu ise, gelen her türlü bilginin resmi kaynaklardan doğrulanarak filtrelenmesi ve haber doğruysa da; haberin niteliğinin sunulduğu biçimde yatırım aracının değerinde “gerçek” bir değişim yaratacak içerik taşıyıp taşımadığının sorgulanmasıdır.

Bu noktada, kimi zaman haber bazlı manipülasyon aracı olarak kullanılan örneklere göz atalım:

  • Yüksek oranda bedelsiz sermaye artırımı yapılacak,
  • Temettü dağıtılacak,
  • Yabancı ortak gelecek,
  • Şirket içinden kimseler hisse alıyor/alacak,
  • Şirket gayrimenkul satacak,
  • Şirket iştirakini satacak,
  • Şirket yeni ve yüksek kârlı sektörlere girecek,

ve benzeri türlerde haber ve söylentiler, bazen yatırımcıları yanıltarak, piyasaların dengesini kendi istedikleri yöne doğru bozma ve bu yolla haksız kazanç sağlama maksadıyla yayılmaya çalışılıyor olabilir. Günümüzde herhangi bir gelişmenin resmi kaynaklarla doğrulanması ya da yanlışlanması son derece kolaydır.

Nasıl Korunuruz?

Söylentilere itibar etmeyerek ve kulağınıza gelen herhangi bir haberin doğru olup olmadığını kontrol ederek haber bazlı manipülasyondan kendinizi kolaylıkla koruyabilirsiniz. Bu noktada iki önemli başvuru kaynağımız var ve bu kaynaklara ulaşmak artık gerçekten çok kolay.

Bu kaynaklarımızdan birincisi Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) ve bu kurum 7/24 çalışıyor. Yürüttüğü görev ise kamuya açıklanması gereken bilgilerin yatırımcılara duyurulmasını sağlamak.

İkinci kaynağımız ise şirketlerin “Yatırımcı İlişkileri” departmanları; yani şirketle ilgili herhangi bir bilgi almak istediğinizde bu departmanlarla çeşitli kanallar vasıtasıyla iletişime geçmeniz mümkün.

Bu iki yolla da doğrulanamayan herhangi bir bilgiyi esas alarak hareket etmemek kanımca en doğrusu olacaktır.

Peki, bu yollarla teyidini yapamadığımız bilgiler ya sonradan doğru çıkarsa? Böyle bir durumla karşılaşmak da, bana göre şirketle ilgili son derece olumsuz bir gelişmedir. Çünkü böyle bir durum, şirketin “Kurumsal Yönetim İlkeleri”ne uyumunun zayıf olduğunu ve şeffaflık ilkesine uygun hareket etmediğini gösterir.

Bu noktada biz yatırımcılara, yatırım yapma kararı almadan önce, şirketlerin “Kurumsal Yönetim İlkeleri Uyum Raporu”na bakma ve raporda şeffaflık ilkesi de dahil olmak üzere şirketin kurumsal yönetim ilkelerine uyma konusundaki karnesini değerlendirme görevi de düşüyor.

İşlem Bazlı Manipülasyon

Piyasası oldukça sığ 2. el bir cep telefonu olduğunu düşünün, söz gelimi ederi de 1000 lira olsun. Şimdi de bu cep telefonunu oturma odasında oturan babasına, kardeşine veya bir başka yakınına önce 1100 liradan satan, sonra 1200 liradan tekrar alan ve bunu sürekli tekrarlayan bir kişi olduğunu hayal edin. İşte bu gibi “danışıklı bir işlem”i sürekli tekrarlayarak piyasada yapay bir fiyatlama oluşturmaya çalışan kişinin amacı, piyasanın ilgisini bu yolla çekmektir ve bundan lehine sonuçlar elde etmeye çalışmaktır. İşlemin “danışıklı” olduğunu bilmeyen alıcılar bahse konu 2. el cep telefonunun fiyatının gittikçe ve hızla yükselmekte olduğuna aldanarak bu telefonu kullanmayacak olsalar bile, sonradan daha yüksek fiyattan tekrar satabilmek beklentisiyle satın almayı düşünebilirler. Ve telefonun satın alındığı kişi de, 2. el ve sığ piyasalı telefonun fiyatını “danışıklı ve yapay” bir şekilde yükselten kişiyle aynı kişi olabilir.

Şimdi de aynı işlemin tersinin yapıldığını gözünüzde canlandırın. Bu defa ederi 1000 lira olan telefon yine kurgulu bir biçimde önce 900 liraya satılsın, sonra 800’den geri alınsın ve amaca ulaşılana kadar tekrarlansın. Bu defa da, telefona sahip olup satmayı düşünmeyen satıcılar bile, telefonun çok hızlı bir şekilde değer kaybetmekte olduğu paniğiyle hareket edecek ve esasında satmayı düşünmedikleri telefonu manipülatöre ederinden daha ucuza satmayı düşünebileceklerdir.

Yine işlem bazlı manipülasyonun üçüncü biçimini de somutlaştırabilmek adına aynı örnek üzerinden aklınızdan bir resim daha çizin: Fiyatı düşük ya da kasten düşürülmüş 2. el telefonun fiyatı dar bir aralığa sıkıştırılır ve bu sıkıştırma manipülatörün istediği kadar telefon toplayana kadar sürdürülür. Zira gerçek yatırımcılar, fiyatı sıkılmış bir ürünü yatırım amacıyla ellerinde tutmaktan bir süre sonra usanır. Sonucunda bu tür sığ bir piyasa koşulunda, piyasadaki söz konusu 2. el telefonların büyük oranını toplayan manipülatör, piyasanın da hakimi konumuna oturma şansı yakalar.

Evet, şimdi de cep telefonunu tamamen unutalım ve telefonun bir hisse senedi olduğu düşünelim. Hisselerin arkasında bir şirket vardır ve her şirketin de gözle görülür bir gidişatı olur; yani başarısı ya da başarısızlıkları… Sağlıklı ve etkin bir piyasada fiyatlamanın, somut gerekçelerle olması gerekir ve beklenir. Fakat telefon örneğimizi dönecek olursak, fiyatlamanın doğal değil yapay yolla oluşturulduğu, arkasında gerçek bir piyasanın değil kurgusal işlemlerin olduğu bir piyasada fiyatlamanın sağlıklı ve etkin olabilmesi imkanı ortadan, ne yazık ki, kalkar.

Yukarıdaki örnekteki işlemlerin iki ya da birkaç kişi arasında gerçekleştirilmesine “kurgusal işlemler” deniliyor. Fakat işlemler kurgusal olmayıp “kendinden kendine” de yapılmış olabilir. Bu durumda alış ve satış mülkiyette değişiklik yaratmaz fakat bu da yine benzer sonuçları doğuracak manipülatif bir eylemdir.

Nasıl korunuruz?

Görüleceği gibi, işlem bazlı manipülasyon gerek fiyatın yükseltilmesi ve düşürülmesi gerekse bir aralığa sıkıştırılması tarzında üç amaca yönelik olarak da karşımıza çıkabiliyor ve maalesef teknik açıdan daha birçok yöntemin kullanıldığına da şahit olabiliyoruz.

Yatırımcının işlem bazlı manipülasyondan korunabilmesi için bu noktada iki tedbirden söz edeceğim. Birini pasif birini de aktif içerikte tedbir olarak kabul edebilirsiniz.

Pasif korunma yöntemi olarak, özellikle deneyimi az yatırımcıların sığ piyasalardan uzak durmalarının kısmi anlamda etkili olacağını düşünüyorum. Zira manipülatörlerin kendileri için müsait zemin olarak gördükleri yatırım araçları genelde işlem hacmi düşük, derinliği az, kısacası sığ ortamlardır.

Bu noktada deneyimsiz yatırımcıların, görece olarak derinliği daha yüksek olan ve tamamı “Yıldız Pazar” hisselerinden oluşan Bist30 endeksi; tamamı “Yıldız Pazar Grup 1” hisselerinden oluşan Bist Banka Dışı Likit 10 ve Bist Banka Likit 10 Endeksi ya da yine tamamı ya da hemen hemen tamamına yakını “Yıldız Pazar” hisselerinden oluşan Bist100 endeksi hisselerinde kalmaları tamamen olmasa da büyük oranda manipülasyondan korunmaları açısından pasif içerikte bir tedbir olarak uygulanabilir.

Bu pasif tedbir önerim, koronavirüsten kısmen korunabilmek adına maske takmaya ya da sığ hisselerle aranıza sosyal mesafe koymaya benzetilebilir.

Aktif yöndeki tedbir önerim ise, piyasaların sıkı bir şekilde takip edilmesi olacak… Herhangi bir açıklayıcı gerekçe olmaksızın, olağan dışı fiyat ve miktar hareketleri görülen hisselere şüpheyle yaklaşılması yerinde olur. Üst üste, aşağı ya da yukarı yönde ve çok sert hareket eden hisselere dikkat edilmesi gerekir ve bu tür hisselerin verdiklerini çok hızlı geri alabileceği akıldan çıkarılmamalıdır. Diğer taraftan, bu gibi durumlar sonrasında, olağan dışı fiyat ve miktar hareketleri yaşanan bu gibi hisselerin alım-satımlarında muhtemelen SPK tarafından volatilite bazlı tedbirlerin uygulamaya geçirildiği ve yine muhtemelen ilerleyen zamanlarda bazı kişilere işlem yasağı getirildiği ve haklarında yasal işleme başlanıldığı duyulacaktır.

Son olarak, takas analizi yapmak da olağan dışılığı sezmek anlamında son derece önemlidir. Çoğu tecrübeli profesyoneller manipülasyon olma ihtimali içeren hareketleri takas hareketlerindeki gariplikten yola çıkarak hissedebilir. Aynı zamanda bu tür şüphe uyandırıcı işlemlerin aracı kurumlar tarafından fark edilmesi halinde, kurumun zaman kaybetmeden SPK’ye bildirimde bulunması, aracı kurumlar için yasal bir sorumluluktur.

Takas analizinde bu noktada dikkat edilmesi gereken noktalardan bazıları ise şunlardır:

  • Bir ya da birkaç kurum üzerinden girilen emirlerin, işlem hacminin büyük bir oranını teşkil etmesi,
  • Düşük işlem hacmiyle fiyatların sert ve olağan dışı şekilde hareketlenmesi,
  • Birbirleriyle eşleşmeye uygun yüklü ve yakın miktarda alım ve satım emirlerinin yakın zamanlı olarak verilmesi ve bu sırada fiyatların yükselmesi ya da düşmesi,
  • Dağınık hisselerin bir ya da birkaç kurum üzerinde belirgin şekilde toplandığının gözlenmesi,
  • Yükselişlerde satışların aracı kurumlar arasında dağınık, alışların ise birkaç kurumda yoğunlaşmış olması,
  • Düşüşlerde alışların aracı kurumlar arasında dağınık, satışların ise birkaç kurumda yoğunlaşmış olması,
  • Seans sonlarına doğru birkaç hesap üzerinden kapanış fiyatını etkilemeye yönelik emirler verilmesi,
  • Bir ya da birkaç kurum üzerinden fiyatları sıkıştırmaya yönelik olabileceği izlenimi veren mevcut işlem seviyelerinin bir ya da birkaç kademe alt ve üstlerinin sürekli olarak kapatılması.

“Bir insanda üç şeyi aramalısınız: zeka, enerji ve dürüstlük. Eğer sonuncusu yoksa ilk ikisini boş verin.”

Warren Buffett

Yorumlar kapatıldı.

Mission News Theme by Compete Themes.