İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Borsaya Yeni Başların Yapmaması Gereken En Önemli 10 Hata

  1. Borsayı Oyun Olarak Görmek

Para dediğimiz şey, sizin benim gibi insanların dondurulmuş emeği demektir; bu yüzden paranın perdesi, onun arkasındaki gerçeği görmenize engel olmamalıdır.

Paranızla oyun satın alabilirsiniz ama binbir zahmetle kazanıp kenara ayırdığınız tasarruflarımızla oyun oynamak hiç iyi bir fikir olmaz. Doğrusuysa kesinlikle onu iyi değerlendirmek olacaktır. Dahası siz borsayı oyun olarak görürseniz, onu oyun olarak görmeyen dünyanın sayısız yatırım kuruluşu ve profesyonel yatırımcıların oyuncağı olabilirsiniz.

Genel anlamda borsaları ele alacak olursak, sadece bir günlük zaman diliminde bile birkaç ülkenin milli gelirlerini aşacak trilyonlarca dolar büyüklükte ve dünyanın dört bir yanından milyonlarca katılımcısı olan bir mecradır piyasalar. Üstelik bu milyonlarca katılımcıya karşın, borsada ağırlığı olan katılımcı sayısı görece çok daha azdır.

Dolayısıyla borsa sizin gerçek birikimlerinizi yatırıma dönüştürdüğünüz devasa bir pazardır, asla mobil cihazlarınızla oynadığınız bir oyun değil. Öyleyse gerçek işlemlerinize başlamadan önce, açacağınız bir sanal hesapta pratik yapmalı ya da işlem yapacağınız platformu ve piyasanın işleyişini iyi bildiğinizden emin olmalısınız. Bu noktada yaşayacağınız zorluklar durumunda ise bir profesyonelden destek almayı sakın ihmal etmeyin.

  1. Yetersiz Analiz Bilgisiyle İşleme Girmek

Temel ve teknik analiz konusunda yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmadan ya da bu konuda uzman birisinden destek almadan işlemler açmak risk almak değil, olsa olsa işinizi şansa bırakmaktır. Oysa risk almakla işini şansa bırakmak hiçbir zaman iki aynı şey olmadı: Risk almak, test edilmiş yöntemlerle elinizdeki verileri analiz etmek ve bu analizin sonuçları ışığında, geleceğin her olasılığına yönelik bir planı sahneye koymaktır. Şans ise olsa olsa, bir zar atıp her seferinde eşit ihtimalli olan bir oyunun sonunu pasif bir şekilde yalnızca gözlemekten ibaret olabilir.

  1. Yorumlama ve Zamanlama Hataları

Piyasa hareketleri tek bir değişkene bağlı olarak gerçekleşmez, bu yönüyle tıpkı hayat gibidir. Tek bir veri ya da gösterge baz alınarak yapılan işlemlerin sizi yanıltma ihtimali bu açıdan daha yüksektir. Bunun yerine eldeki verileri mümkün olduğunca bir bütün halinde incelemek ve verilen çeliştiği değil birbirini teyit ettiği anı kovalamak ve gerekirse o anı yakalayana dek sabır göstermek daha yerinde bir yaklaşım olabilir. Unutmayın ki sıfır her zaman eksi birden büyüktür.

Ekonomik takvim verilerinin yorumu ve verilerin öncelik değeri ekonomik konjonktüre bağlı olarak değişebilmektedir; örneğin işsizlikten ziyade enflasyonla mücadele içinde olan bir ekonomik durum içinde, piyasanın enflasyona ilişkin verileri işsizlikten daha sert fiyatlaması olasıdır. 

Ekonomik anlamda olumlu fakat beklentiye paralel gelen bir veri, beklentinin önceden fiyatlanmış olması durumda ise kimi zaman tersine bir satış baskısıyla karşılaşabilirsiniz. Ki bu piyasa jargonunda beklentilerin alınıp gerçeklerin satılması klişesiyle anlatılır.

  1. Duygusal Kararlar Vermek

Piyasalara biraz aşina olanlar belirli bir algoritmaya bağlı olarak otomatik alım-satım yapan robotları duymuşlardır. Bu robotlardan bazıları başarılı sonuçlar üretirken, bazıları başarısız olabilmektedirler; ne var ki, robotların yaptığı işlemlerin manuel yapılan işlemler karşısında avantajlı bir tarafı varsa, o da robotların önceden belirlenen işlem stratejilerine her zaman sadık kalmalarıdır.

Diğer yandan biz insanlar kayba ve kazanca karşı duyarlı varlıklarız ve dahası doğamız gereği kayba hassasiyetimiz kazanca göre iki kat daha fazla. Duygusal aşırılıklarımız, coşku ve panik anlarımız bizi aklın yolundan caydırabiliyor. Bu yüzden amaç her daim süreklilik, yani sürdürülebilir bir kazanç stratejisi belirleyebilmek üzerine olmalıdır. Bu yönden bakıldığında, stratejisiz bir kazancın, belli bir stratejiye bağlı kalarak ulaşılan başarıya göre sürdürülebilir olma ihtimalinin oldukça düşük olacağını görebiliriz. 

  1. Önemli Verilerden Önce veya Sonra İşleme Girmek

Piyasada şu zamanda işlem yapmak yanlıştır diye genel bir kural yoktur. Bununla birlikte önemli veriler öncesinde ve sonrasında volatilite artabilir. Volatilite oynaklık demektir, oynaklık artışıysa piyasada artan risk anlamına gelir. Özellikle yeni başlayan yatırımcılar açısından önemli veri zamanları spekülasyon kovalamak ayrıca dikkat edilmesi gereken hususların farkında olmayı gerektirir. Örneğin bu zamanlarda fiyat boşlukları oluşabilir ve belirlediğiniz stop seviyelerinde kaymalar yaşanabilir ya da aktif alış emirleriniz uç fiyatlardan gerçekleşebilir.

  1. Risk almaktan Çekinmek

Risk sözcüğü genellikle zihinlerde olumsuz bir çağrışım meydana getirse, esasında risk insan hayatının ayrılmaz bir parçasıdır ve insanın herhangi bir değere ulaşabilmesi, çoğunlukla, ancak makul riskleri göze alabilmesiyle mümkün olur; çünkü kazanma ümidini tadabilmek ancak kaybetmeyi göze alanlara vergi bir ayrıcalıktır.

Bu yönden bakıldığında aslında risk almamak, insanın değerli olan her şeyini geleceğin belirsizliği karşısında savunmasız bırakarak en büyük riski farkında olmadan alması olarak da yorumlanabilir. Risk almadan ilerlemenin mümkün olmadığı gerçeği göz önüne alınırsa da, bir yatırımcı açısından asıl üstünde durulması gereken risk almalı mıyım sorusundan çok, alacağım riskleri nasıl yönetebilirim sorusu olmalıdır.

  1. Risk/Getiri Oranını Belirlememek

Girdiğiniz pozisyon ne olursa olsun, girdiğiniz pozisyonun gerekçesini ilk önce kendi kendinizi ikna edecek şekilde biliyor ve açıklayabiliyor olmanız önemlidir. Aksi durumda yaptığınız işlemlerin rastgele kârla sonuçlanması, sizin sahte bir öz güven duygusuyla hareket etmenize ve sahte öz güvenle riskinizi arttırmanıza ve belki de kazandığınızdan daha fazlasını kaybetmenize neden olabilir.

Ne kadarlık bir beklenti için ne kadarlık bir riski göze alıyorum? Attığım taş ürküttüğüm kurbağaya değecek mi? Matematiksel olarak pozitif bir beklenti oluşturacak bir stratejim var mı? Bu soruları sorarak ilerlemekte fayda var; çünkü başarı ancak bir kerelik olduğunda tesadüfi olabilir. Öyleyse uzun vade için şansınıza değil, yalnızca sahip olduğunuz bilgiye güvenebilirsiniz.

  1. Objektif Değil, Subjektif Davranmak

Hisse senetleri sizin arabanız değil, yani siz aldıktan sonra o hisse senetleri emsallerine göre, siz ona daha iyi baktığınız için daha değerli olmayacak.

Ünlü bir yatırımcı der ki, piyasaları yenmek için normal bir zeka yeterlidir, gerisi ise duygularınıza hakim olma işidir.

Bir hisseyi almadan önce ve aldıktan sonra onunla ilgili değerlendirmeniz ve analizleriniz değişiyorsa ortada bir yanlış var demektir. Aynı şekilde bir analiz yaparken, olması istediğiniz şekli değil, olanı olduğu gibi görmeye çalışın.

  1. Geçmiş Hatalardan Ders Almamak

İşlem geçmişiniz sizin için eşsiz bir eğitim kitapçığı gibidir. Kapanan işlem sayınız arttıkça ara sıra duraksayıp işlem geçmişinizi gözden geçirmeniz çok önemlidir.

Tıpkı piyasaları analiz eder gibi, geçmiş işlemlerinizin analizini yapmanız, yaptığınız hataları fark etmeniz açınızdan çok faydalı olacaktır. Üstelik yaptığınız her yanlışın size bir maliyeti olacağı için, işlem geçmişinizden akılda kalıcı dersler çıkarabilmeniz de daha kolaydır. Kimi zaman bir kitapta görüp unuttuklarınız, piyasada işlem yaparken unutulmaz bir şekilde aklınıza kazınabilir. Bu da sizin gelecekte de aynı hatalara düşmenize engel olabileceği gibi, mevcut stratejinizi gözden geçirip revize etmenize ve bu sayede daha kazançlı olabilecek alternatif bir strateji geliştirebilmenize olanak tanır.

  1.   Pes Etmek

Gerçek kayıp, sizi kazanmak için yeni hamleler yapmaktan alıkoyandır. Oysa kaybettiğinizde yılmak yerine, kazandığınız deneyimle eskisinden daha güçlü bir şekilde yatırım yapmaya ve bir gün sizin de başaracağınıza inanmaya devam ederseniz; kazandığınız deneyimin, kaybettiğiniz paradan çok daha değerli olduğunu göreceksinizdir.

Her zaman emniyet kemeri takın, fakat kayıplarınıza odaklanıp yeni fırsatları görememenin karamsarlığına düşmeyin. Çünkü kayıplar yüzünden değerlendirmekten vazgeçtiğiniz deneyim ve birikimlerinizin fırsat maliyeti, farkında olmadığınız en büyük kaybınız olabilir.

Bilin ki, tıpkı hayatta olduğu gibi, borsada da kaybetmenin en önemli sebebi yeterince bilgi sahibi olmamaktır. Başarıya ulaşmanın ise tek değil birçok yolu vardır ve yeterince emek verilirse o yollardan birisi mutlaka bulunabilir. Unutmayın, eğer ilk düştüğünüzde pes etmiş olsaydınız, bugün hala yürümeyi öğrenememiş olurdunuz.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Borsaya Yeni Başların Yapmaması Gereken En Önemli 10 Hata

  1. Borsayı Oyun Olarak Görmek

Para dediğimiz şey, sizin benim gibi insanların dondurulmuş emeği demektir; bu yüzden paranın perdesi, onun arkasındaki gerçeği görmenize engel olmamalıdır.

Paranızla oyun satın alabilirsiniz ama binbir zahmetle kazanıp kenara ayırdığınız tasarruflarımızla oyun oynamak hiç iyi bir fikir olmaz. Doğrusuysa kesinlikle onu iyi değerlendirmek olacaktır. Dahası siz borsayı oyun olarak görürseniz, onu oyun olarak görmeyen dünyanın sayısız yatırım kuruluşu ve profesyonel yatırımcıların oyuncağı olabilirsiniz.

Genel anlamda borsaları ele alacak olursak, sadece bir günlük zaman diliminde bile birkaç ülkenin milli gelirlerini aşacak trilyonlarca dolar büyüklükte ve dünyanın dört bir yanından milyonlarca katılımcısı olan bir mecradır piyasalar. Üstelik bu milyonlarca katılımcıya karşın, borsada ağırlığı olan katılımcı sayısı görece çok daha azdır.

Dolayısıyla borsa sizin gerçek birikimlerinizi yatırıma dönüştürdüğünüz devasa bir pazardır, asla mobil cihazlarınızla oynadığınız bir oyun değil. Öyleyse gerçek işlemlerinize başlamadan önce, açacağınız bir sanal hesapta pratik yapmalı ya da işlem yapacağınız platformu ve piyasanın işleyişini iyi bildiğinizden emin olmalısınız. Bu noktada yaşayacağınız zorluklar durumunda ise bir profesyonelden destek almayı sakın ihmal etmeyin.

  1. Yetersiz Analiz Bilgisiyle İşleme Girmek

Temel ve teknik analiz konusunda yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmadan ya da bu konuda uzman birisinden destek almadan işlemler açmak risk almak değil, olsa olsa işinizi şansa bırakmaktır. Oysa risk almakla işini şansa bırakmak hiçbir zaman iki aynı şey olmadı: Risk almak, test edilmiş yöntemlerle elinizdeki verileri analiz etmek ve bu analizin sonuçları ışığında, geleceğin her olasılığına yönelik bir planı sahneye koymaktır. Şans ise olsa olsa, bir zar atıp her seferinde eşit ihtimalli olan bir oyunun sonunu pasif bir şekilde yalnızca gözlemekten ibaret olabilir.

  1. Yorumlama ve Zamanlama Hataları

Piyasa hareketleri tek bir değişkene bağlı olarak gerçekleşmez, bu yönüyle tıpkı hayat gibidir. Tek bir veri ya da gösterge baz alınarak yapılan işlemlerin sizi yanıltma ihtimali bu açıdan daha yüksektir. Bunun yerine eldeki verileri mümkün olduğunca bir bütün halinde incelemek ve verilen çeliştiği değil birbirini teyit ettiği anı kovalamak ve gerekirse o anı yakalayana dek sabır göstermek daha yerinde bir yaklaşım olabilir. Unutmayın ki sıfır her zaman eksi birden büyüktür.

Ekonomik takvim verilerinin yorumu ve verilerin öncelik değeri ekonomik konjonktüre bağlı olarak değişebilmektedir; örneğin işsizlikten ziyade enflasyonla mücadele içinde olan bir ekonomik durum içinde, piyasanın enflasyona ilişkin verileri işsizlikten daha sert fiyatlaması olasıdır. 

Ekonomik anlamda olumlu fakat beklentiye paralel gelen bir veri, beklentinin önceden fiyatlanmış olması durumda ise kimi zaman tersine bir satış baskısıyla karşılaşabilirsiniz. Ki bu piyasa jargonunda beklentilerin alınıp gerçeklerin satılması klişesiyle anlatılır.

  1. Duygusal Kararlar Vermek

Piyasalara biraz aşina olanlar belirli bir algoritmaya bağlı olarak otomatik alım-satım yapan robotları duymuşlardır. Bu robotlardan bazıları başarılı sonuçlar üretirken, bazıları başarısız olabilmektedirler; ne var ki, robotların yaptığı işlemlerin manuel yapılan işlemler karşısında avantajlı bir tarafı varsa, o da robotların önceden belirlenen işlem stratejilerine her zaman sadık kalmalarıdır.

Diğer yandan biz insanlar kayba ve kazanca karşı duyarlı varlıklarız ve dahası doğamız gereği kayba hassasiyetimiz kazanca göre iki kat daha fazla. Duygusal aşırılıklarımız, coşku ve panik anlarımız bizi aklın yolundan caydırabiliyor. Bu yüzden amaç her daim süreklilik, yani sürdürülebilir bir kazanç stratejisi belirleyebilmek üzerine olmalıdır. Bu yönden bakıldığında, stratejisiz bir kazancın, belli bir stratejiye bağlı kalarak ulaşılan başarıya göre sürdürülebilir olma ihtimalinin oldukça düşük olacağını görebiliriz. 

  1. Önemli Verilerden Önce veya Sonra İşleme Girmek

Piyasada şu zamanda işlem yapmak yanlıştır diye genel bir kural yoktur. Bununla birlikte önemli veriler öncesinde ve sonrasında volatilite artabilir. Volatilite oynaklık demektir, oynaklık artışıysa piyasada artan risk anlamına gelir. Özellikle yeni başlayan yatırımcılar açısından önemli veri zamanları spekülasyon kovalamak ayrıca dikkat edilmesi gereken hususların farkında olmayı gerektirir. Örneğin bu zamanlarda fiyat boşlukları oluşabilir ve belirlediğiniz stop seviyelerinde kaymalar yaşanabilir ya da aktif alış emirleriniz uç fiyatlardan gerçekleşebilir.

  1. Risk almaktan Çekinmek

Risk sözcüğü genellikle zihinlerde olumsuz bir çağrışım meydana getirse, esasında risk insan hayatının ayrılmaz bir parçasıdır ve insanın herhangi bir değere ulaşabilmesi, çoğunlukla, ancak makul riskleri göze alabilmesiyle mümkün olur; çünkü kazanma ümidini tadabilmek ancak kaybetmeyi göze alanlara vergi bir ayrıcalıktır.

Bu yönden bakıldığında aslında risk almamak, insanın değerli olan her şeyini geleceğin belirsizliği karşısında savunmasız bırakarak en büyük riski farkında olmadan alması olarak da yorumlanabilir. Risk almadan ilerlemenin mümkün olmadığı gerçeği göz önüne alınırsa da, bir yatırımcı açısından asıl üstünde durulması gereken risk almalı mıyım sorusundan çok, alacağım riskleri nasıl yönetebilirim sorusu olmalıdır.

  1. Risk/Getiri Oranını Belirlememek

Girdiğiniz pozisyon ne olursa olsun, girdiğiniz pozisyonun gerekçesini ilk önce kendi kendinizi ikna edecek şekilde biliyor ve açıklayabiliyor olmanız önemlidir. Aksi durumda yaptığınız işlemlerin rastgele kârla sonuçlanması, sizin sahte bir öz güven duygusuyla hareket etmenize ve sahte öz güvenle riskinizi arttırmanıza ve belki de kazandığınızdan daha fazlasını kaybetmenize neden olabilir.

Ne kadarlık bir beklenti için ne kadarlık bir riski göze alıyorum? Attığım taş ürküttüğüm kurbağaya değecek mi? Matematiksel olarak pozitif bir beklenti oluşturacak bir stratejim var mı? Bu soruları sorarak ilerlemekte fayda var; çünkü başarı ancak bir kerelik olduğunda tesadüfi olabilir. Öyleyse uzun vade için şansınıza değil, yalnızca sahip olduğunuz bilgiye güvenebilirsiniz.

  1. Objektif Değil, Subjektif Davranmak

Hisse senetleri sizin arabanız değil, yani siz aldıktan sonra o hisse senetleri emsallerine göre, siz ona daha iyi baktığınız için daha değerli olmayacak.

Ünlü bir yatırımcı der ki, piyasaları yenmek için normal bir zeka yeterlidir, gerisi ise duygularınıza hakim olma işidir.

Bir hisseyi almadan önce ve aldıktan sonra onunla ilgili değerlendirmeniz ve analizleriniz değişiyorsa ortada bir yanlış var demektir. Aynı şekilde bir analiz yaparken, olması istediğiniz şekli değil, olanı olduğu gibi görmeye çalışın.

  1. Geçmiş Hatalardan Ders Almamak

İşlem geçmişiniz sizin için eşsiz bir eğitim kitapçığı gibidir. Kapanan işlem sayınız arttıkça ara sıra duraksayıp işlem geçmişinizi gözden geçirmeniz çok önemlidir.

Tıpkı piyasaları analiz eder gibi, geçmiş işlemlerinizin analizini yapmanız, yaptığınız hataları fark etmeniz açınızdan çok faydalı olacaktır. Üstelik yaptığınız her yanlışın size bir maliyeti olacağı için, işlem geçmişinizden akılda kalıcı dersler çıkarabilmeniz de daha kolaydır. Kimi zaman bir kitapta görüp unuttuklarınız, piyasada işlem yaparken unutulmaz bir şekilde aklınıza kazınabilir. Bu da sizin gelecekte de aynı hatalara düşmenize engel olabileceği gibi, mevcut stratejinizi gözden geçirip revize etmenize ve bu sayede daha kazançlı olabilecek alternatif bir strateji geliştirebilmenize olanak tanır.

  1.   Pes Etmek

Gerçek kayıp, sizi kazanmak için yeni hamleler yapmaktan alıkoyandır. Oysa kaybettiğinizde yılmak yerine, kazandığınız deneyimle eskisinden daha güçlü bir şekilde yatırım yapmaya ve bir gün sizin de başaracağınıza inanmaya devam ederseniz; kazandığınız deneyimin, kaybettiğiniz paradan çok daha değerli olduğunu göreceksinizdir.

Her zaman emniyet kemeri takın, fakat kayıplarınıza odaklanıp yeni fırsatları görememenin karamsarlığına düşmeyin. Çünkü kayıplar yüzünden değerlendirmekten vazgeçtiğiniz deneyim ve birikimlerinizin fırsat maliyeti, farkında olmadığınız en büyük kaybınız olabilir.

Bilin ki, tıpkı hayatta olduğu gibi, borsada da kaybetmenin en önemli sebebi yeterince bilgi sahibi olmamaktır. Başarıya ulaşmanın ise tek değil birçok yolu vardır ve yeterince emek verilirse o yollardan birisi mutlaka bulunabilir. Unutmayın, eğer ilk düştüğünüzde pes etmiş olsaydınız, bugün hala yürümeyi öğrenememiş olurdunuz.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Mission News Theme by Compete Themes.