İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Forex’te Temel Analiz Nasıl Yapılır? Veriler Nasıl Yorumlanır?

Forex piyasası büyük oranda para birimlerinin değişimi üzerine kurulu piyasaları ifade ettiği için, Forex’te temel analiz, ülke ekonomilerinin makroekonomik verilerinin ve piyasaları etkileme potansiyeli taşıyan sosyal ve politik olayların ve jeopolitik gelişmelerin, para piyasaları perspektifinden yorumlanması üzerine yoğunlaşır. Bununla birlikte egzotik bir para birimine yatırım yapan bir yatırımcı da, yatırım yaptığı ülkenin ekonomik koşullarını etkileyebilecek her türlü gelişmeyi bir temel analiz verisi olarak değerlendirir. Gerek ekonomik verilerin gerek haber akışlarının takibinde, eldeki bilginin piyasalara etki derecesinin belirlenmesi ve piyasaların konjonktürel durumunun göz önüne alınması önem taşır. Örneğin NZD/USD paritesi, ABD’deki kasırgaların buğday üretimini sekteye uğratması sebebiyle, ABD’nin Yeni Zelanda’dan yapacağı buğday ithalatındaki talebi yükselterek Yeni Zelanda Dolarının Amerikan Doları karşısında değer kazanmasını sağlayabilir.

Temel veri akışlarını beklenen ve beklenmeyen veriler iki kısma ayırmak mümkündür. Beklenen veriler, açıklanacağı tarih daha önceden belli olan enflasyon gibi makroekonomik verileri içerirken, beklenmeyen veriler piyasaları küresel ya da yerel bazda etkileyebilecek öngörülmesi mümkün olmayan her türlü olayı veya haber akışını kapsar.

Parasal değerlerle, ülke ekonomilerinin durumu arasında, sıkı bir ilişki mevcuttur. Güçlü ve güçlenen ekonomiler, ekonomik gidişata dair olumlu beklentiler yaratacak veriler ve ekonomik istikrar açısından iyi yorumlanabilecek haberler, ülke para birimlerinin değer kazanmasında oldukça etkilidir.

Şimdi gelin, global düzeyde önem derecesi yüksek, dünyanın her tarafındaki piyasa katılımcıları tarafından dikkatle takip edilen periyodik birkaç temel analiz verisine ve onların yorumlanmasının nasıl yapıldığına biraz daha yakından bakalım.

Dünyada en çok kullanılan fiyat endeksi, talep yönlü enflasyonun temel göstergesi sayılan tüketici fiyat endeksidir. Belirli ölçütlere göre seçilen, bir mal sepetindeki ürünlerin fiyatlarındaki sürekli artış oranını ölçer. Geçmiş verilerle ve beklentilerle kıyaslanarak yorumlanır. Yüksek enflasyon, paranın satın alma gücünün azalmakta olduğunu gösterir. ABD’de ise Consumer Prices Index (CPI) olarak adlandırılan TÜFE, ABD Çalışma Bakanlığı tarafından seksen beş şehirdeki fiyat verilerine göre hesaplanır ve bir önceki ayın durumunu yansıtacak şekilde, her ayın 3. haftasında yayımlanır. Tüketici fiyat endeksi verisi, ait olduğu ülkenin ekonomik durumu bağlamında değerlendirmeye alınması daha doğru bir yaklaşım olacaktır çünkü enflasyonla mücadele eden bir ülkede verinin yüksek gelmesi olumsuz etkilere neden olabilecekken, deflasyonist baskının olduğu bir ülkede verinin yüksek gelmesi para biriminin değerini artırıcı olabilir.

TÜFE’den sonra bir diğer önemli temel analiz verisi olarak, Tarım Dışı İstihdam verisi karşımıza çıkıyor, bu veri ekonomik takvimlerde piyasaları en çok etkileyen verilerden biridir. Her ayın ilk Cuma günü Türkiye saatiyle 15.30’da açıklanır ve ABD’de ücret ödenen toplam çalışan sayısındaki değişimi gösterir. Bu sayıya, devlet memurları, evlerde çalışanlar, kar amacı gütmeyen işletmeler ve tarım işçileri dâhil edilmez. Tarım dışı istihdamı ölçebilmek için yaklaşık olarak 160.000 iş yerinden veri toplanır.

Tarım Dışı İstihdam verisi ile birlikte açıklanan ve ona göre daha makro ölçekli bir veri içeriğine sahip olan işsizlik oranları da, karar alıcıların yakından takip ettiği bir diğer veridir. İşsizlik oranları verisinin, tarım dışı istihdam verisine göre etkilerinin daha uzun bir süreye yayıldığı söylenebilir. İki veri de, temelde işsizlik görünümüne işaret etmektedir fakat verilerin farklı araştırma kaynaklarından derleniyor oluşu, iki verinin bazen birbiriyle çelişkili çıkmasına sebep olabilir ve bu yüzden iki verinin birbirini teyit eder biçimde gelmesi piyasada daha net bir yön çizilmesini sağlarken, iki veriden tezatlı gelen rakamlar, piyasada kararsızlığa sebep olup, çift yönlü hızlı hareketlerin oluşmasına sebep olabilir.

İstihdamdaki artış ya da azalışlar bir ekonominin gidişatını resmeden en önemli makroekonomik göstergelerden biri olduğundan dolayı, bu veri ABD ekonomisindeki güçlenme ya da zayıflama yönündeki eğilimi ortaya koymakta son derece etkili bir değişken olma özelliğine sahiptir. Tarım dışındaki istihdamda, beklentinin üstünde açıklanan rakamlar, ABD dolarına genelde güç kazandırır.

İşsizlik oranlarının öncü göstergesi olarak değerlendirilebilecek ve her hafta Perşembe günleri T.S. ile 15.30 açıklanan bir diğer önemli temel gösterge de işsizlik maaşı başvurularıdır. ABD’de işini kaybedenlere devlet tarafından belirli bir süre maaş verilmektedir. İşte bu veri de, işini kaybeden vatandaşların, işsizlik maaşı alabilmek için başvuru sayılarını içermektedir. İşsizlik maaşı için başvuranları sayısının yüksek olması istihdamdaki daralmaya işaret ettiğinden ABD dolarını olumsuz etkileyebilir.

Temel analiz anlamında yine en kritik ve yüksek önem taşıyan bir başka veri olarak büyüme verilerinden söz edebiliriz. Ekonomik büyüme GYSH değişkeninde, belirli bir periyod içindeki artış miktarını gösterir. Genel bir tanımlamayla, bir ülke sınırları içinde üretilen ve kayıt altına alınmış tüm nihai mal ve hizmetlerin parasal değerleri toplamına gayri safi yurtiçi hâsıla denmektedir. Bir ekonominin gücünü (büyüklüğünü) göstermek açısından GSYH en iyi ölçütlerden birisidir.

GSYH’de, GSMH’den yurt dışında yerleşik vatandaşlarının gelirleri düşülür, yurt içinde yerleşik yabancı vatandaşların gelirleri eklenir. Ekonomik büyüme ve daralmalar bu göstergeye bakılarak anlaşılır. Bu veri aynı zamanda yatırımcılara ekonomik trend hakkında aydınlatıcı bir fikir sağlar. GSYH’nin artması, ekonominin büyüdüğünü gösterir, ancak büyümenin kalıcı olup olmadığını anlayabilmek için alt kalemlerle birlikte değerlendirmek gerekir. Her ayın 3. Çarşambası T.S. ile 15.30’da açıklanmaktadır.

Bir ülkenin iç ekonomik etkinliğini seyir açısından GSYH verisine bakıldığı gibi,  bir ekonominin dışarıyla olan ekonomik ilişkilerinin sonucunu ve ülke ekonomisinin küresel düzeydeki etkinliğini görebilmek adına dış ticaret göstergeleri takip edilir. Dış ticaret göstergeleri, bir ülkenin diğer ülkelerle ekonomik ilişkilerini resmeden, akım göstergelerdir. Bu noktada dış ticaret açısından iki farklı veriden söz edilebilir. Dış ticaret dengesi yalnızca mal ticaretine dayanan ihracat ve ithalat farkını gösterirken; cari işlemler dengesi mal ticaretini de kapsayacak şekilde, tüm parasal ilişkilerinin sonucunu ortaya koyan bir göstergedir. Ticaret dengesinin açık vermesi olumsuz, fazla vermesi olumlu değerlendirilmektedir; fakat gelişmekte olan ülkelerde verilen açıklar, ekonomik büyümenin artabileceğine dair bir sinyal olarak da yorumlanabilir.

Amerika sanayi sektöründeki gidişatı veren bir diğer önemli temel analiz verisi de PMI (Purchasing Manager Index) Satın Alma Yöneticileri Endeksi diye bilinen bir derleme veridir. Bu veri, ABD’de Kaynak Yönetim Enstitüsü (Institute for Supply Management) tarafından her ayın 1. iş günü yayımlanan bir endekstir. 50’den fazla sektör hakkında yapılan bu araştırmaya dayanan bu endeks, ilk defa 1948 yılında yayımlanmaya başlanılmıştır.

Satın alma yöneticileri endeksi, şirketlerin üretim seviyesinin belirlenmesinde, önemli bir rol üstlenmiş olan satın alma müdürlerinin ekonomik duruma ilişkin bakış açılarını yansıtır. Araştırma, imalat sektöründe çalışan en az 400 satın alma müdürüne yapılan anketlere dayanır. Ankette müdürlere sektörün önceki aya kıyasla durumu “daha iyi”, “aynı” veya “daha kötü” şeklinde üç seçenek sunarak sorulmakta ve verilen cevapların oranlarına göre puanlama yapılmaktadır.

PMI verisi 50 üstü puan gösteriyorsa, bu imalat sanayinde bir önceki aya göre büyüme yaşandığını, 50’nin altında ise daralma, 50’ye eşit ise imalat sanayine dair olumlu ve olumsuz görüş bildirenlerin eşit olduğu, yani bir değişim yaşanmadığı şeklinde yorumlanır. İmalat sektörünün büyümesi ise genel anlamda ekonominin büyüdüğüne işaret etmektedir.

Son olarak temel analiz kısmında değerlendirebilecek FED (Federal Reserve) ve onun politikalarının piyasalara olan etkisinden söz edebiliriz. FED, 1913 yılında kurulmuştur ve 12 bölgenin merkez bankaları ve bir yönetim kurulundan oluşur. Amerikan para politikaları bağımsız bir kuruluş olan FED tarafından belirlenip yürütülür. FED’in faiz oranlarında yapacağı değişim diğer kısa ve uzun dönem faiz oranlarını etkiler. Faiz oranları paranın maliyetini ve getirisini belirlediğinden, ülke parasının talebini doğrudan belirleme gücüne sahiptir.

FOMC (The Federal Open Market Commitee), ABD Federal Açık Piyasa İşlemleri Komitesi’dir ve FED’in para politikalarını belirleyen en önemli bölümüdür. FOMC’nin istihdamı artırmak, enflasyonu ve makroekonomik denge unsurlarını kabul edilebilir bir düzeyde tutmak ve ekonomik büyümeyi sağlayıcı tedbirler almak gibi oldukça önemli görevleri vardır. FOMC normal şartlarda yılda 8 kez toplanır. Toplantı kayıtlarında; FED toplantıları kararlarının ardındaki sebepler, FOMC üyelerinin makroekonomik görünüme ilişkin düşünceleri, ekonomik önlemler ve faiz kararlarının yürürlükte kalma süresi ve gelecek dönemlere yönelik tahminler de yer almaktadır. Yatırımcılar, FED’in para politikalarında oluşabilecek değişiklikler için FOMC tutanaklarının içindeki mesajları da dikkatle incelerler.


Dipnot: Döviz çiftlerini oluşturan para birimlerinin değerlerini farklı derecelerde etkileyebilecek yerel ve uluslararası birçok veri, temel analiz verisi olarak takip edilebilir. Bu çalışmada, konuyu sınırlandırabilmek adına, yatırımcıların genel olarak takip ettikleri veriler seçilmiştir. En çok ağırlığı oluşturan para birimi USD olması dolayısıyla da, ABD verileri üzerinden örneklendirme yapılmıştır.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Mission News Theme by Compete Themes.