İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Tüm Yönleriyle Borsada Halk Arzlar ve Halka Arzlarda Dikkat Edilmesi Gerekenler!

Halka arz terimi sadece hisse senetleri için kullanılmıyor, fakat bu yazının bağlamında hisse senetleri özelinde bir tanımlama yaparsak, bir şirketin halka arz olması, o şirket paylarının satın alınmasına yönelik her türlü yoldan yapılan çağrıyı ve bu çağrı neticesinde yapılan pay satış sürecini kapsamaktadır diyebiliriz.

Bir şirket için üç farklı halka arz yöntemi karşımıza çıkar, buna göre; halka arz olan bir şirket, bu arzı ya bedelli sermaye artımı şeklinde yapar ya da mevcut ortakların ellerindeki payları satışa çıkarması yoluyla şirket hisselerini dolaşıma sokar. Bazı durumlarda da her iki yöntem bir arada kullanılabilir, ki bunu da diğer ikisinin karması üçüncü bir yöntem olarak sayabiliriz.

Bedelli sermaye artırımı yoluyla gerçekleşen halka arzlarda, şirketin öz sermayesinde artış olur, ki bu da şirketin kasasına para girmesi demektir. Şirket sermaye artımı yoluyla gelen bu parayı borç ödemede kullanabileceği gibi, yeni yatırımların finansmanın da kullanabilir.

Öte taraftan mevcut ortakların, ellerindeki hisseyi satması suretiyle olan halka arzlarda şirkete herhangi bir nakit giriş olmayacaktır. Ancak bunun tek istisnası, şirketin hisse geri alımı yoluyla kendi bünyesinde tuttuğu payların halka arzda kullanılmasıdır. Eğer ki şirketin, kendi aktiflerinde bulunan paylardan da satış yapılıyorsa, bu tür bir satış da şirkete nakit girişi sağlayabilir.

Halka Arzlarda Hangi Satış Yöntemleri Kullanılır?

Halka arzlarda kullanılan satış yöntemleri de yine üç gruba ayrılıyor, bunlar:

  1. Talep Toplama
  2. Borsada birincil piyasada satış
  3. Talep toplanmaksızın satış

Talep toplanarak yapılan halka arzlarda;

  1. Önceden belirlenmiş sabit bir fiyattan talep toplama,
  2. Asgari bir fiyat belirlemek suretiyle fiyat teklifi alma yoluyla talep toplama,
  3. Belirli bir fiyat aralığından talep toplama,

olmak üzere üç farkı yoldan birisi seçilebilir.

Benzer bir süreç borsada birincil piyasada yapılan halka arzlarda uygulanmaktadır. Borsada satışa ilk defa çıkacak olan bir şirket payları birincil piyasada “sürekli işlem” metodu yanında, değişken ya da sabit fiyatla talep toplama yöntemlerinden birini seçebilmektedirler.

Halka Arza Aracılık Hangi Usullerle Yapılır?

Halka arz sürecinde her zaman bir aracı kurum (yetkili bir yatırım kuruluşu) olmak durumundadır ve bu sürecin yürütülmesinde “aracılık yüklenimi ve en iyi gayret aracılığı” olmak üzere iki farklı aracılık usulü karşımıza çıkmaktadır.

En iyi gayret aracığında, yetkili aracı kurum herhangi bir yüklenimde bulunmaz ve sadece mevcut halka arz sürecine konu payların satışa sunulması faaliyetini yürütür. Bu usulde, eğer bu satış süreci sonucunda halka arz olan hisselerin tamamı satılamazsa, geriye kalan paylar, ya satışı yapana iade edilir ya da eğer bu payları almayı önceden taahhüt etmiş üçüncü kişi/kişiler varsa, geriye kalan payların satışı o kişi/kişilere yapılarak halka arz süreci tamamlanır.

Aracılık yüklenimi usulüyle aracılık faaliyetinde ise, söz konusu aracı kurum, halka arz neticesinde satılmayan paylar olması halinde bunların tamamını (Bakiyeyi Yüklenim) ya da bir kısmını (Kısmen Bakiyeyi Yüklenim) almayı taahhüt ederek aracılık yapar.

Bazı durumlarda ise, halka arza aracılık eden kurum, henüz halka arz süreci başlamadan, halka arz olacak hisselerin tamamını (Tümünü Yüklenim) ya da bir kısmını (Kısmen Tümünü Yüklenim) önceden satın alarak halka arz sürecinde bir garantör gibi rol oynar.

Halka Arzlarda Yoğun Artışın Sebebi Ne?

EY’nin Global Halka Arz Trendleri 2021 Raporuna göre, ilk çeyrekte halka arzlar yoluyla 105,6 milyar dolarlık bir fonlama gerçekleşti ve bu rekor bir seviyeyi işaret ediyor. Diğer bir deyişle, halka arz edilen şirket sayısındaki artış ve bu arzlara gösterilen yüksek ilgi, bu dönemde yalnızca Türkiye özel bir durum değil.

Peki halka arzlar neden özellikle bu dönemde bu kadar artış gösterdi? Bu sorunun ilk akla gelen cevabı, geçen mart ayından beri süregelen borsalardaki rekor yükselişler ve küresel düzeyde görülen düşük faiz ortamının getirdiği bol likiditenin varlığı. Zira bu şartların, halka arz olan bir şirket açısından, görece olarak daha avantajlı bir ortam sunduğunu söyleyebiliriz. Nedeni ise basit: Borsa ralli yaparken yapılan şirket değerlemelerinde, emsal şirket çarpanlarının yüksek oluşu halk arz olan şirketin emsal değerlemesini de olumlu etkiliyor.

Diğer yandan düşük faizler de benzer bir etki doğuruyor: İndirgeme oranının daha düşük olması, şirketlerin nakit akışı projeksiyonuna göre yapılan değerlemelerde, şirketlerin makul fiyatlarının daha yüksek olmasını sağlıyor.

Halka Arz Fiyatlamalarında Nelere Dikkat Edilmeli?

Bir şirketin hisseni ister halka arzdan satın alıyor olun, ister ikincil piyasadan, bir şirketi satın alma kararını verirken bakacağınız göstergeler aynı olacaktır. Yani şirketin finansalları, karlılığı, yatırımları, gelecek planları gibi, değerleme yaparken her zaman dikkate alınan parametrelere burada da önem vermeniz gerekiyor. İlk defa halka arz olan bir şirket hissesi için, başlangıçta teknik analiz yöntemi kullanmanız ise zaten mümkün değil.

Şirket değerlemesini kendiniz yapamıyorsanız, halka arz olurken aracı kurumlar tarafından hazırlanan ve KAP’ta yayımlanan fiyat tespit raporlarını okumanız da sizin için faydalı olacaktır. Ayrıca fiyat raporuyla ilgili, başka aracı kurumların yaptığı değerlendirme raporlarına bakmanızda da yarar var.

Tüm bunlar böyle olmasına böyle, ama işin bir de büyük ölçüde yatırımcı psikolojinin şekillendirdiği pratiğe dönük bir yönü olduğu da görmezlikten gelemeyiz. Özellikle sosyal medya mecralarında bu hususta çokça spekülasyon döndüğünü görmekteyiz. Bunların arasında en çok göze çarpanı ise, benim gözlemlediğim kadarıyla, “Bu hisse kaç tavan yapar?” sorusundan neşet edenler.

Halka Arz Olan Hisseler Kaç Kez Tavan Olur?

Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki, “Kaç kez tavan olur?” türünden bir soru, ne bilinçli bir yatırımcı sorusu ne de makul bir beklentiye dayanıyor. Çünkü böyle bir kaide yok ve hiç kimse de herhangi bir hissenin tek bir gün bile tavan olacağına dair garanti veremez. Fakat yakın geçmişteki halka arzlarda, özellikle ilk birkaç gün böyle bir döngü oluştuğunu gözlemliyoruz ve bu da yatırımcı algısında, bu durumun halka arz doğasının bir parçası gibi görülmesine sebep olabiliyor. Fakat işin aslı tam olarak olarak öyle değil. Peki bu durum neden tekrarlıyor? Öyleyse gelin, muhtemel sebeplerin üzerine birlikte bir düşünce yürüyüşü yapalım.

İlk olarak akla gelen şu ki, halka arz olan bir şirket, mevcut değerleme raporunda tespit edilen fiyata göre genellikle %20-30 civarı belirli bir iskontoyla satışa sunuluyor. Fakat bu iskonto oranın halka yeni arz olmuş hisselerin ilk günlerindeki sert fiyat hareketlerini açıklamaya yeterli olmayacağı ortada… Kaldı ki her şirketin birbirinin aynı olmadığını da biliyoruz. Bu yüzden halka yeni arz olmuş hisselerdeki fiyat hareketlerinin sebeplerini, şirketlerin temel dinamiklerinden ziyade başlangıçta ortaya çıkan arz talep durumu ve borsada hala yürürlükte olan %10’luk fiyat marjı uygulaması ilişkisinde aramak daha gerçekçi bir yaklaşım olacaktır. Tam bu noktada, bu iki gerekçeyi de biraz açmak istiyorum.

Bilindiği gibi borsamızdaki yerli yatırımcı sayısı özellikle son dönemde epey artış gösterdi ve MKK’nin en son yayımlanan Mart verilerine göre hisse senedi piyasası için bu sayı şu anda 2.249.653 bulmuş durumda. 2019 senesi için bu sayının 1.203.438 olduğunu hesaba katarsak, piyasadaki yatırımcı sayısının 1 yılı biraz aşkın bir zaman zarfında neredeyse iki katına yaklaştığını görmekteyiz.

İşin asıl ilginç tarafı ise , bu 2.2 milyonluk yatırımcı sayısı içerisinde yabancı yatırımcı sayısı sadece 12.761 ve bunlar arasındaki 2.295 kişinin yönettikleri portföyün toplam büyüklüğü 308 milyar TL tutarında. Yine 2 milyonu aşkın yerli yatırımcı arasındaki 27.714 yerli yatırımcı da toplamda 314 milyar TL’lik bir portföy büyüklüğüne sahip. Sonuç olarak, 2.2 milyon toplam yatırımcının yaklaşık %1’lik bir kısmı, borsanın çok büyük bir bölümüne hakim durumda.

Şimdi tekrar gelelim işin halka arz tarafına: Halka arz edilen hisselerde başlangıçta buna benzer bir oransal yoğunlaşmanın olması pek mümkün olamıyor. Çünkü özellikle yüksek talepli eşit dağıtım yapılan hisselerde ne kadar hisse alabileceğinizi, ne kadar paranız olduğundan çok, kaç yatırımcının bu halka arza talep gönderdiği belirliyor. Dolayısıyla siz, halka arz olan bir hisseden milyon lot almak isteyen büyük bir yatırımcı da olsanız, küçük yatırımcıyla aynı sayıda lota sahip olabiliyorsunuz.

Diğer taraftan halka arz eşit değil de, oransal dağıtım yöntemiyle yapılıyorsa, büyük yatırımcı özellikle yüksek talep gelmesi durumunda büyük bir meblağı, muhtemelen yüzdesel olarak daha düşük tutarda bir hisse tutarı için bloke ettirmek durumda kalacağından bu da çok cazip bir durum olmuyor. Haliyle büyük yatırımcı için bir anlam ifade edecek miktardaki hissenin toplanması da gong töreni yapılıp ikincil piyasa işlemlerinin başlayacağı kısma intikal ediyor.

İkincil piyasa işlemleri başladığında, büyük ya da küçük birçok yatırımcının, söz konusu halka arz olan hissenin mevcut fiyatına yakın fiyatlardan daha çok lot hisseye sahip olma isteği de ilk günlerde tavan fiyattan çok sayıda alıcı beklemesine sebep olabiliyor.

Fakat bir de işin arz tarafı var, peki birileri almak isterken, birileri neden satmaya yanaşmıyor?

Halka Arz Edilen Hisselerde Derinlik Ekranları

Halka arz edilen bir hisseyi alan istisnasız herkes, mevcut şirketin hissesini belirli bir kazanç sağlama beklentisiyle aldığı için ilk birkaç seansta haliyle kimse satmaya istekli olmuyor. Çünkü borsada bilindiği gibi %10’luk bir fiyat marjı uygulaması var. Bu da demek oluyor ki, hissenin derinlik ekranında bekleyen ne kadar alıcı olursa olsun, hiç kimse bir günde hissenin başlangıç fiyatının %10’unundan daha yukarıda bir alış emri giremiyor.

Öte taraftan, yoğun talepli eşit dağıtım yöntemiyle halka arz olunmuş hisselerde, kişi başına düşen hisse tutarı birkaç 100 lira ancak olabiliyor. Hal böyle olunca da, hisseyi yükseliş beklentisiyle almış büyük ya da küçük her yatırımcı için ilk günkü kazanç miktarı da maksimum 100 lirayı bile bulamıyor. Yine aynı şekilde herhangi bir hissede birkaç 100 liralık bir portföyle, uzun vadeli beklemek de çok anlamlı görülmeyebiliyor.

Hele hele büyük yatırımcı açısından bakacak olursak, birkaç yüz lira tutarındaki bir hisse portföyüyle senelerce bekleyip, birkaç bin lira kazanç sağlamanın hiç bir anlamı olmayacağını görmek hiç de zor olmayacaktır. Anlaşılan küçük yatırımcı açısından ise, birkaç günlük bir zaman zarfında birkaç yüz lira da olsa kazanmak azınsanmayacak bir fırsat olarak görülüyor.

Buraya kadar olanların hiçbirinde, esasında bir tuhaflık yok; çünkü öyle ya da böyle bu şartlar çoğu halde tamamen piyasanın işleyiş kuralları içerisinde vuku buluyor. Fakat doğal bir durumdan ortaya çıkan bu görüntünün, şahsen bendenizin ve diğer birçok profesyonelin anlattığı bilinçli yatırımcılık esprisi içinde cereyan etmediği, edemediği de ortada. Çünkü dikkat edilecek olursa, bu anlattığım senaryoya benzer durumlarda, şirketin kendisinden, isminden, varlığından çok; halka arza yönelik oluşmuş yatırımcı algısının verdiği yön daha ağır basıyor.

Eyvah Tavan Bozuldu

Bu arada öncesinde de belirttiğim gibi bu tavan-taban konusu finansal bir kaideye bağlı bir döngü değil, bu yüzden bunun istisnasız her halka arzda, aynı şekilde meydana geleceğini düşünmeyin, fakat olayın kabaca nasıl ilerlediği ile ilgili genel gözlemlerimi sizinle paylaşmak istiyorum.

İlk gong töreni yapıldığında, yukarıda da değindiğim gibi, özellikle yüksek talep gelmiş ve eşit dağıtım yapılmış hisseler herkesin elinde eşit sayıda hisseye sahip olmasıyla başlıyor. Eski bir hisse olmuş olsa, sizin kendinizi zararına da olsa satmak durumda hissettiğiniz bir hissede, birileri kar realizasyonu yapıyor da olabilir. Fakat halk arz olmuş bir şirket hissesinin ilk gününde böyle bir hal de söz konusu olamayacağından dolayı, özellikle ilk birkaç günde genellikle hiç kimse hisseyi birkaç on lira kazanç karşılığında satmak istemiyor, çünkü zaten hisseyi herkes yeni almış durumda ve herkesin elindeki pay tutarı görece olarak çok az bir tutar ediyor.

Diğer yandan hissedeki pozisyonunu artırmak isteyenler ise yine genellikle tavandan yüklü miktarlarda alış giriyorlar. Sonrasında ise birkaç gün zarfında yüzdesel olarak yüksek sayılabilecek ama tutar olarak düşük kazançlarla birileri yavaş yavaş satmaya başlıyor. İlk günlerdeki satışların birçoğu, tavanda bekleyen yüksek miktarda emirler olduğu için aktif satış olarak gerçekleşiyor ve alanlar da net alıcı oluyor. Bu az az satışlar tavanda yüksek sayıda emir beklediği görüldükçe ve bir paniğe dönüşmedikçe tavanın bozulmasında çok etkili olamıyor. İlk etapta herkesin elinde çok az sayıda hisse olduğu için, tek bir yatırımcıdan tek seferde yüksek satış gelmesi de haliyle mümkün değil.

Hiçbir ağaç sonsuza kadar uzayamadığı gibi hiçbir tavan da sonsuza kadar sürmüyor ve öyle ya da böyle bozuluyor. Bu bozulma esnasında, öncesinde yavaş yavaş elindeki lot adedini artırmış büyük yatırımcılar da artık küçük yatırımcının satışını tetikleyebilecek düzeyde lot miktarını ellerinde toplamış olabiliyorlar. Bu satışlar ilk tetiklendiğinde kimi zaman bir gün içerisinde söz konusu şirket hisselerinde derinlik ekranı ve fiyatlamalar yüz seksen derece tersine dönebiliyor. Yani bir gün önce tavanda alış tarafında bekleyen milyonlarca lot, bir gün sonra bir bakıyorsunuz ki tabanda satıcı olarak bekliyor.

Peki Ya Tavan Bozulduktan Sonrası?

Başta da söylediğim gibi halka arz olmuş bir şirket hissenin, başlarda tavan olacağı ile ilgili bir kaide yok. (Kaç tekrar oldu 🙂 ) Fakat öyle ya da böyle halka arz olmuş bir hisse de diğer hisselerin tabi olduğu piyasa kuralları içerisinde işlem görmeye devam ediyor.

Bu bağlamda 2020 senesinde halka arz olmuş 8 şirketin, halka arz oldukları tarihten bu yana nasıl bir değişim gösterdiğini aşağıdaki tablodan görelim.

Şirket İsmiHalka Arz TarihiHalka Arz FiyatıŞimdiki Fiyatları*
ARD Bilişim06.02.20205,3057,50 
Bayrak EBT Taban04.06.20203,289,13 
Fade Gıda06.08.20202,4017,27
Dinamik Isı03.09.20203,5212,90 
Esenboğa Elektrik09.10.20208,5035,34 
Kontrolmatik19.10.20206,9067,25 
Kervan Gıda04.12.20209,0017,42 
Arzum24.12.202017,021,18 
*16.04.2021 Tarihli Kapanış Fiyatları

Tablodan görüleceği üzere halka arz hisselerindeki son durum böyle… Buna göre, kimi hisselerde makul diyebileceğimiz bir artış görülürken, bazı hisselerin fiyatlarının da kısa zaman içerisinde ciddi boyutlarda yükselişlere sahne olduğu anlaşılıyor.

Bir hissenin fiyatının şişmiş olması bir yönüyle göreceli bir konu olduğu için şu şartları taşıyan hisseler şişmiştir demeyi doğru bulmam, fakat her yatırımcının beklentilerini makul çerçeveler içerisinde ve somut gerekçelere dayandırarak şekillendirmesi gerektiğini salık verebilirim.

Diğer taraftan bir hissenin fiyatı piyasanın ve finans ilminin öngördüğü makul koşulların çok dışına taşmış ise, bu tür hisselerdeki hareketlere temkinli yaklaşılması gerektiğini söyleyebilirim. Üstelik bu temkinli yaklaşma gerekliliği yalnızca borsaya özgü bir kural olarak düşünülmemeli, örneğin marketten domates biber alırken bile fiyatların aşırılığı konusunda bir yaklaşımımız olduğuna göre, hisse senetleri fiyatlarındaki aşırılığı da karmaşık hesaplamalara gerek kalmadan sezgisel olarak da bir ölçüde kestirebileceğimizi sanıyorum.

Bununla birlikte fiyatlarda aşırılık olsa bile, yatırımcı ilgilisini dikkate alarak, yüksek hızlı trenlerde yüksek riskli seyahat etmek isteyenler de elbette olacaktır ve bu pek tabiidir ki onların takdiridir. Çünkü piyasaların her zaman etkin piyasalar hipotezinin varsayımlarına uygun bir fiyatlama içerisinde olduğunu söyleyemeyiz. Ne karar aldığınız, hangi kıymetin fiyatına dair ne tür beklentiler geliştirdiğiniz tamamen sizin inisiyatifinizdedir, yetişir ki, risklerin de farkında olunsun. Eğer bu yazı da, bu tür bir farkındalığın oluşmasına yönelik olarak yatırımcıların zihninde bir ışık yakmaya vesile olabilirse, amacına ulaşmış demektir.

Sonuç

Halka arz olan şirketlere yönelik farklı bir finansal analiz yöntemimiz bulunmuyor. Demem o ki, herhangi bir şirkete ortak olurken nelere bakılması gerekiyorsa, halka yeni arz olan şirketlerde de aynı göstergelere bakılması gerekiyor. Örneğin “Şirket ne iş yapıyor, sermayesini nasıl kullanıyor, ne alıyor ne satıyor, kimler tarafından ve nasıl yönetiyor, hangi sektörde faaliyet gösteriyor ve faaliyet gösterdiği sektörü gelecekte neler bekliyor?” benzeri harcıalem soruları halka arz olan şirketler için de, diğer şirketler için sorduğumuz gibi sormalı ve bu soruların gerçeklerle tutarlı ve somut dayanaklı cevaplarını aramalıyız.

Sağlıcakla.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Mission News Theme by Compete Themes.