İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ünlü Yatırımcı Warren Buffett’ın Başarı Sırrı Neydi ve Buffett Nerede Hata Yaptı?

Hiç şüphesiz Warren Buffet dünyanın gelmiş geçmiş en iyi yatırımcılarından birisi. Bunun kanıtıysa, tabii ki say say ya da harca harca bitmez kişisel serveti: En son yaklaşık 90 milyar dolardı. Yaklaşık diyorum çünkü malum servet çok olunca iniş çıkışlar da çok oluyor. Korona virüs salgını duyduğuma göre onun servetinin de biraz tozunu almış ve mamelek yılbaşından bu yana 70 milyar seviyelerine kadar gerilemiş. Yazık, hayatının 90 yaşından sonrasına dar gelirli (!) olarak devam edecek.

Warren Buffett’ın mütevazı evi

Gerçi Buffet’ın bu kadar zengin olduğuna bakmayın, muhterem ilk akıllı telefonunu geçtiğimiz aylarda almış. Oturduğu ev derseniz, 1958’de 31 bin dolara almış ve bildiğim kadarıyla (çayını içmeyeli çok oldu da 🙂 ) hâlâ aynı evde oturuyor. Gerçi evin bugünkü değeri 700 bin dolar civarında, yani Buffett gayrimenkul işinden de kârlı çıkmış. Arabası derseniz, o da öyle çok ahım şahım bir şey değil. Yani anlayacağınız Buffet, zenginliği kadar eli sıkılığıyla da nam salmış bir milyarder.

Aklınıza adam cimrilikle bu kadar zengin olmuştur diye geldiyse, servetini bir daha gözden geçirmenizi tavsiye ederim; çünkü adamın serveti öyle kemer sıkarak olacak miktarda bir servet değil. Elbette tasarruflu olmasının da zenginliğine katkısı olmuştur, fakat Buffett bu muazzam servetini, asıl olarak oldukça iyi iş çıkardığı başarılı portföy yönetimine borçlu.

Bir Yatırımcının Yükselişi

Warren Buffet bu işlere başladığı sıralarda cebinde sadece 9.800 $ nakdi vardı. Haliyle o kadarlık nakitten, halihazırda dünyanın en zengin 4. kişisi olmaya giden yolu yürümek onun için hiç de kolay olmadı. Hikayesi biraz uzundur ve zenginliğe giden bu uzun yolun başlangıç dönemlerinde Buffett; gazete dağıtıcılığı yapmaktan tutun da, tarım arazisi satın alıp çiftçilere kiraya vermeye kadar birçok işe el attı. Servetinin %99’unu 50 yaşından sonra kazanan Buffutt, borsaya yatırım yapmaya ise henüz 11 yaşındayken başladı.

Gel zaman git zaman derken 60’lardan sonra Buffett, Berkshire Hathaway şirketinin hisselerini satın almaya başlar ve kısa bir süre sonra da, Hathaway’in mutlak hâkimi konumuna gelir. Buffett satın alırken Hathaway’in hisseleri yaklaşık 80 dolar civarındaydı, ben bu yazıyı yazarken ise BRK-A hissesi 266.480 dolardan işlem görüyor. Hathaway başlangıcında bir tekstil firmasıydı, yine ben bu yazıyı yazarken 431 milyar dolarlık piyasa değeriyle dünyanın en büyük yatırım şirketlerinden birisi. Merkezi Omaha’da olan şirketin CEO’su Buffett, piyasa çevrelerinde “Omaha Kahini” olarak anılıyor.

Warren Buffett’a Göre Başarı Yatırımın Formülü

Bir gün seni yeneceğim Omaha şehri

Buffett’ın bir yatırımcı olarak en büyük özelliği sabrıdır ve diğer yatırımcılara da mutlaka sabırlı olmalarını tavsiye eder. Gerçekten de Buffet güvendiği bir hissenin kâra geçmesi için senelerce bekleyebilen uzun vadeli yatırım anlayışına sahiptir. “Sabırla koruk helva olur, dut yaprağı atlas.” atasözü adeta onun için söylenmiş gibidir.

Ünlü değer yatırımcısı Benjamin Graham’in öğrencisi olan ve onun ekolünü en başarı şekilde hayat geçiren Buffett’ın “Hisse senedi satın almayın, şirketin işini satın alın” sözü meşhurdur. Buffett da şüphesiz iyi bir değer yatırımcısıdır fakat bu anlayışı uygularken kendinden de çok şey kattığı muhakkaktır. Diğer yandan o, şirketin yaptığı işe hâkim olmanız gerektiğini düşünür. Kendisine 1998 senesinde “neden teknoloji şirketlerine yatırım yapmadığı” sorulduğunda, computer çiplerine göre meşrubat işinden (Coca-Cola.KO) daha iyi anladığı cevabını verir.

Değer yatırımı iyi şirketlerin hisselerini kelepir fiyattan satın alma esasına dayanır; fakat bu kötü şirketlerin hisselerini ucuza almak demek değildir. Yani Buffett’a göre; ister marketten zeytinyağı alın, ister borsadan hisse senedi fark etmez, her ikisi için de indirimli zamanı kollamak gerekir ve o bir şirketin işine güveniyorsa, borsada dönen sözlere kulak tıkamayı bilerek yalnızca kendi doğruları peşinden gider.

Buffett’a göre bazı sektörler diğerlerine göre daha avantajlıdır. Örneğin sigorta şirketlerini önce prim topladıkları için cazip bulur. Yine (American Express.AXP) gibi şirketleri de global düzeydeki hâkimiyetleri ve yüksek marka değerleri sebebiyle dikkate değer bulur. Rekabetin yoğun olduğu ve bu ayakta kalabilmek için sürekli masraf gerektiren ağır endüstri ve otomotiv sanayi şirketlerine ise biraz daha mesafelidir. Şirketlerin dağıtılmayıp öz sermayeye ilave edilen kârlarının nasıl kullanıldığı onun için son derece önemlidir ve bu hususu şirketlerin finansal durumundan daha çok irdeler.

Her başarılı yatırımcı gibi Buffett da elbette yatırımlarını çeşitlendirme prensibine uygun olarak yapıyordu. Diğer bir ifadeyle yumurtaları aynı sepete koymuyordu. Bununla birlikte ona göre portföyünde 5-10 çeşit hisseden daha fazla hissesi olanlar ne yaptığını yeterince bilmeyen kimselerdi. Tam da bu söylenene uygun olarak, 2000 yılının Ocak ayında, Buffett’ın yönettiği Berkshire Hathaway’in fonunun mal varlığında yalnızca; (American Express.AXP), (Coca-Cola.KO), (GILLETTE.NS), (Walt Disney.DIS), (Freddie Mac.FMCC), (Washington Post.GHC), (Wells Fargo.WFC), (Geico Insurance) hisseleri yer alıyordu.

Diğer yandan, Buffett hissesini satın aldığı şirketlerin yönetimleriyle de ilgileniyor, hatta bazılarının doğrudan yönetim kuruluna dahil oluyordu. Onun ünü bir ara o denli yayılmıştı ki, bir hisseyi satın aldığına dair söylendiler bile, Wall Street’in o hisseye olan ilgisini arttırmaya yetiyordu. Peki, Warren Buffet gibi yatırım piyasasında tarihi başarılara imza atmış bir kişinin, yatırım anlayışının hiç mi zayıf yönleri yoktu?

Warren Buffet Nerede Hata Yaptı?

Koskoca Buffett da hata yapar mı demeyin, hepimiz insanız sonuçta. Gerçi Buffett’ın bugün bulunduğu konuma bakılırsa, onun yatırım konusundaki kararlarında pek de hatalı çıktığı söylenemez. Fakat yine de, en azından dönem bazında ele alacak olursak, Buffett’ın da kaybettiği dönemler olduğunu söyleyebiliriz. Üstelik bu kayıpların sebebi, aslında biraz da Buffett’ın yatırım anlayışındaki muhafazakar tutumundan kaynaklanmışa benziyor; ya da şöyle söyleyelim, Buffett’ın en büyük zaafı, aslında onun en güçlü özelliğinin bir parçası.

Bu durumun en çarpıcı örneğini ise 1999 yılında görüyoruz. 1999 yılında Dow Jones endeksi %25,2, Nasdaq %82, S&P 500 %19,7 değer kazanırken; aynı sene Berkshire Hathaway fonu %23 değer kaybediyor; çünkü Buffett teknoloji sektörüne çoğu zaman temkinli yaklaşıyor.

Nedeni ne derseniz, Buffett yatırım kararı alırken basitlik ve anlaşabilirliğe son derece önemli veriyor ve bu yüzden birkaç istisna dışında teknoloji şirketlerine yatırım yapmayı tercih etmiyor. Ona göre bu teknoloji bir nevi modaya benziyordu ve bir sonraki modanın ne olacağını kestirebilmek güçtü. Ayrıca teknoloji şirketleri ayakta kalabilmek ve rekabet gücünü koruyabilmek için yüksek AR-GE harcamaları yapmak mecburiyetindeydi ve bu durum Buffett’ın hoşuna gitmiyordu. Öte taraftansa yine 1999 yılında teknoloji devi (Microsoft.MSFT) cirosunun %16,9’unu AR-GE harcıyordu.

Her şeye rağmen Buffett ısrarla bildiği yolda yürümeyi sürdürdü ve sadece 20. yüzyıla değil 21.yüzyıla da dünyanın en başarılı yatırımcılarından biri olarak adını yazdırmayı başardı. Berkshire Hathaway 2000’li yıllarda da yüksek kâr açıklamaya ve değer kazanmaya devam etti. Görünen o ki Buffett her şeye rağmen bir yatırım gurusu olarak anılmayı fazlasıyla hak ediyor.

Üstelik artık onun portföyünde (Apple.AAPL) gibi bugün dünyanın en yüksek piyasa değerine sahip bir teknoloji öncüsü de yer alıyor ve hatta o Apple’ın en büyük ortaklarından biri sıfatını taşıyor. Belli ki, yıllarca kullandığı tuşlu telefonu bırakıp boşuna iPhone 11’e geçmemiş.

Yorumlar kapatıldı.

Mission News Theme by Compete Themes.