İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yeni Başlayanlar İçin “Değer Yatırımı” Kılavuzu

Değer yatırımı, güçlü şirketlerin düşük fiyatlı hisse senetlerini satın almaya ve bunları uzun süre elde tutmaya odaklanır. Bu yazıda değer yatırımının temellerini ve diğer yatırım ekollerine göre neden daha başarılı olduğunu öğrenin.

Eğer borsaya yatırım yapmaya yeni başlayacaksınız, atılacak ilk adımda, en doğru olan sizce nedir? Bana sorarsınız yeni başlayanlar için en iyi seçenek ya düşük tutarlı bir portföy oluşturarak ya da orta riskli yatırım fonlarıyla işe koyulmak olmalıdır. Bu sayede borsanın doğasını tanımaya başlarken büyük finansal kazalarla karşılaşmaktan nispeten korunma sağlanabilir.

İlk yatırımınızda, belki şansınızın fazlasıyla yaver gitmesiyle ya da gerçekten doğru seçimler yapmanız sayesinde çok yüksek getiriler elde etmiş olabilirsiniz. Bu durumda “keşke daha çok sermayeyle yatırım yapsaydım” diye düşünebilirsiniz. Ama, hayır, böyle düşünmenize gerek yok! Çünkü şans eseri olanın tersi de olabilirdi. Yok eğer yüksek getirinin sebebi şans değil de, başarılı seçimleriniz ise, yine hayıflanmanıza gerek yok; çünkü madem sizin başarınız, öyleyse bunu gelecekte de tekrarlayabilirsiniz.

Demem o ki, dünyayı kurtarmaya ya da borsayı yenmeye niyetlendiyseniz, önce bunu nasıl yapacağınızla ilgili aklınızda bir plan olmalı. Malum, nereye gideceğinizi bilmiyorsanız, hangi yoldan gittiğinizin hiçbir önemi yok; değil mi?

Bu arada sizinle bir istatistikî bilgi paylaşayım: Bankrate tarafından yapılan bir araştırma, Amerikalıların %52’sinin herhangi bir hisse senedi veya hisse bazlı yatırıma sahip olmadığını tespit etmiş. 30 yaş altındakilerin %74’ünün ise hiç hisse senedi yatırımı yokmuş!

Peki sizce Türkiye’de durum nasıl? Çok ama çok daha fena. MKK verilerine göre hâlihazırda 3,2 milyon yatırımcı var, nüfusa oranlarsak %3’e tekabül ediyor. 3,2 milyon yatırımcının ise sadece 400 bin kadarı 30 yaş altı. Özetle yerli yatırımcının hisse senedi piyasasına epey mesafeli durduğu anlaşılıyor.

İyi ama neden bu kadar uzak kalmayı seçiyor olabilirler? Belli ki ya bilgilerine güvenmiyorlar ya da hisse piyasasının riskli olmasından öte, tehlikeli bir yer olduğunu düşünüyorlar. Fakat durum böyle giderse, sermaye nasıl tabana yayılacak? Dahası hisse senedi piyasası özünde tehlikeli bir yer değildir; işi bireyler açısından tehlikeye dönüştüren olsa olsa bilgisizliktir. Diğer taraftan, evet, borsa riskli olmasına risklidir ama geleceğe dönük birçok fırsatı da, bu risk sayesinde bünyesinde barındırır.

Bugün toplumumuz teknoloji merkezli bir yaşam sürüyor ve sürekli daha hızlı çözümler bulmaya odaklanıyor. Bu da bizleri, hızlı kararlar almaya zorladığı gibi, aynı zamanda yatırımlarımızdan da hızlı geri dönüşler beklemeye yönlendiriyor. Fakat bir dakika bekleyin, hızlı olmak her zaman hedefe daha çabuk varmamızı sağlamıyor.

Bu yazıda size hisse senetlerine yatırım yapmanın farklı bir yöntemini, yatırım yaptığınız şirketi tanımaya ve anlamaya odaklanan bir yöntemi anlatacağım. Riski bilgiyle azaltmayı amaçlayan bir yöntem.

Elbette değer yatırımından bahsediyorum. Hadi başlayalım.

Değer yatırımı nedir? Ne Değildir?

Uzun zaman önce Benjamin Graham bana şunu öğretmiştir “Fiyat ne ödediğinizdir, değer ise ne aldığınız.” İster çoraplardan ister hisselerden konuşalım, ben kaliteli malı fiyatı düşükken almayı severim.“– 

Warren Buffett, WARREN BUFFETT’IN HİSSEDARLARA MEKTUPLAR 2008

İngiltere yatırım platformu Interactive Investor’da fon analisti olan Teodor Dilov, değer yatırımının, “Tamamen, içsel değerlerinin parlayacağı ve uzun vadede etkileyici getirilere dönüşeceği inancıyla piyasa tarafından yeterince takdir edilmeyen (fiyatlanmayan) hisse senetlerine yatırım yapmakla ilgili” olduğunu söyler.

Neresinden bakarsak bakalım, değer yatırımcılığının özü aynı kapıya çıkar: Değerinin altında fiyatlanan şirketlere odaklı yatırım! Değer yatırımcılığından çok fazla heyecan yoktur; bunun yerine bir holding patronu gibi genişçe bir odanın bir duvarına konumlanmış şekilde koltuğunuza kurulup çokça düşünmek ve araştırmak vardır. Yani aksiyona az, seçime çok zaman ayrılan bir yatırım tarzı.

Hangi şirketlere odaklanacağınıza nasıl karar veriyorsunuz? Güçlü bir temel analize dayanarak…

Değer yatırımı stratejisi, kazananlara akın eden sürü zihniyetine aykırı olduğu için karşıt bir yaklaşım benimsiyor  . Değer yatırımı genellikle uzun vadeli yatırımla el ele gider  . Değer yatırımının aksine, büyüme yatırımı, hisse senedinin nerede işlem gördüğünden bağımsız olarak, sektöre/sektöre göre ortalamanın üzerinde bir oranda büyümeye hazır olan şirketlerin hisselerini kovalayarak sermayenin değer kazanmasına odaklanır.

Değer yatırım terminolojisi

Değer yatırımı söz konusu olduğunda bilinmesi gereken temel terimler şunlardır.

İçsel değer (Intrinsic value)

İçsel değer, kimi kaynaklarda gerçek değer de olarak geçer. Hisse senetleri; finansal performans, ürün momentumu, marka gücü, yönetim ekibi vb. birçok temel faktörlere bağlı olarak fiyatlanır. Fakat bunun dışında belirleyiciler de vardır, örneğin şirketin kontrolü dışında olan makroekonomik ve jeopolitik gelişmeler ya da yatırımcıların belirli bir zamandaki psikolojik eğilimleri gibi çeşitli dış faktörler…

İçsel değer bir şirketin değerini, her türlü dış faktörlerin etkisinden bağımsız olarak görmeye çalışır. İçsel değer, analistin somut verilerden yola çıkarak yaptığı yorumla, hissenin olması gereken fiyatı bulmaya çalışır ve yalnızca şirketin hissedarlara sunduğu temel parametrelere odaklanır. Diğer bir ifadeyle, kim almış, kaçtan almış gibi sorularla ilgilenmez. Aynı şekilde piyasanın eğilimi ve genel salınımları da içsel değer tespitinde analistin ilgi çemberinde değildir. İçsel değer, indirgenmiş nakit akışı analizi, indirgenmiş temettü modeli vb. gibi değerleme metotları aracılığıyla hesaplanır.

Güvenlik marjı (Margin of safety)

Güvenlik marjı, bir hisse senedinin piyasa fiyatı ile içsel değeri arasındaki farktır. Daha yüksek bir güvenlik marjı, bir yatırımcı olarak sizin için daha iyidir, çünkü sizi olası piyasa düşüşüne veya kötü verilmiş herhangi bir karara karşı korur.

İndirgenmiş nakit akımı (Discounted cash flow)

Bu, yatırımın çekiciliğini belirlemek için uygun bir iskonto oranı kullanarak gelecekteki tahmini nakit akışlarının değerini bugüne indirgemektir. bkz. İndirgenmiş Nakit Akışı Yöntemi Nedir? -1-

İndirgenmiş temettü modeli (Dividend discount model)

Bu model de, bir hisse senedi fiyatının gelecekteki tüm temettü ödemelerinin bugünkü değerine indirgenmiş toplamı kadar edeceğini varsayar.

Başarılı değer yatırımcıları

Benjamin Graham

Graham genellikle değer yatırımının babası olarak kabul edilir. Graham’ın 1934’te yayımlanan Güvenlik Analizi ve 1949’da yayımlanan Akıllı Yatırımcı kitapları, içsel değer kavramı da dahil olmak üzere değer yatırımının ilkelerini ve satın aldığınız varlıkların değerine karşı ödediğiniz fiyatta bir güvenlik marjı arama kavramını ortaya koydu. Graham’ın stratejisine genellikle “puro izmariti” yatırımı deniyordu, yani içinde hala bir iki nefes kalmış olan atılmış puro izmaritlerini toplama fikrine atıfla.

Graham’ın yazdığı yukarıdaki iki paha biçilmez kitabın yanı sıra, değer yatırımına en kalıcı katkısı doğrudan başka bir değer yatırımcısı oldu. O kişi, Columbia Üniversitesi’nde Graham’ın öğrencisi olarak okuyan ve kısa bir süre Graham’ın firmasında da çalışan Warren Buffett’tan başkası değildi.

Warren Buffet

Berkshire Hathaway’in CEO’su Buffett, günümüzün belki de meşhur değer yatırımcısıdır. Buffett, 20’li yaşlarının başında değer yatırımında olgunlaşmaya başladı ve bu stratejiyi 1970’lerde şirketin kontrolünü ele geçirdiği Berkshire yatırımcılarına muazzam getiriler sağlamak için kullanacaktı. Ancak, Berkshire’ın başkan yardımcısı ve Buffett’in on yıllardır ortağı olan Charlie Munger’ın etkisi ve Buffett’in bir yatırımcı olarak kendi öz evrimi, Buffett’in stratejisini tamamen düşük değerli varlıkları satın almaktan, yüksek kaliteli şirketleri makul değerlerle satın almaya dönüştürdü.

Buffett’ın bu ünlü sözü, değer konusundaki düşüncesinin yıllar içinde neden değiştiğini en iyi şekilde açıklar: “Harika bir işi makul bir fiyata satın almak, makul bir işi harika bir fiyata almaktan daha iyidir.”

Buffett, bir tekstil üreticisi olan Berkshire Hathaway’i satın almasını, bu düşüncenin mükemmel bir örneği olarak kullandı. Berkshire’ı satın almanın muhtemelen yatırımcılara milyarlarca dolara mal olacağını söyledi. Sonuçtaysa, şirketin tekstil üreten varlıklarının çoğunu zararına sattı.

Belki de bunun en iyi kanıtı, bugünlerde hiçkimsenin Berkshire Hathaway’i tekstille ilişkilendirmemesidir. Artık Berkshire denilince akla GEICO sigorta gibi Buffett ve Berkshire yan kuruluşları ya da Berkshire’ın portföyündeki Coca-Cola ve American Express gibi devasa şirketlerin yüklü miktardaki hisseler geliyor.

Shelby Cullom Davis

Davis, 1940’ların sonlarında sigorta sektörüne odaklanarak değer yatırımına farklı bir yaklaşım getirdi. Sigorta endüstrisini Davis için çekici kılan kilit yönlerinden biri, sigortacıların nasıl para kazandığıydı. Yaygın bir yanılgıya rağmen, çok az sigorta şirketi yazdıkları poliçelerden, yani aldıkları sigorta primlerinden para kazanıyordu. Genel olarak, bir sigorta şirketinin amacı, poliçe yükleniminde başa baş çıkmak ve topladığı primler ile yaptığı yatırımlardan kâr elde etmekti.

Davis’in yaklaşımını birkaç temel şeye indirgeyecek olursak, bunlar: Düşük fiyat-kazanç oranıyla ve saygın yönetim ekipleriyle ticaret yapan sigorta şirketlerini bulmaktır. Fakat Davis, çöp tahviller (düşük kredi notu olan şirketler tarafından ihraç edilen borç senetleri) gibi yüksek riskli varlıklara yatırım yapanlardan kaçınarak, sigorta şirketlerinin yatırım yaptığı varlıkları analiz ediyordu. Belirli bir sigorta türünde rekabeti avantajı olan veya başarılı bir sigortacılık sicili bulunan sigortacıları belirlemek için çaba sarf ediyordu.

Davis’in yatırım kariyeri 1947’den 1994’e kadar sürdü. Başladığı dönemde 50.000 doları olan Davis’in, öldüğü zaman yaklaşık 1 milyar dolarlık bir malvarlığı vardı. Mirası, kendisi gibi başarılı yatırımcılar olan hem oğlu hem de torunu tarafından bugüne kadar büyütülerek devam ettiriliyor.

Joel Greenblatt

En başarılı değer yatırımcılarından bir diğeri de Greenblatt. 1985’ten 2006’ya kadar Gotham Capital hedge fonunu yönetti. Greenblatt’ın değer yatırımcılığı “sihirli formül” olarak adlandırdığı kavrama dayanıyordu. “Sihirli formül”ün dayandığı temel ölçütler Kazanç Getirisi ve ROIC (Yatırım Sermayesi Getirisi) idi.

Greenblatt’ın yaklaşımındaki dikkat çekici nokta, bunu Graham’ın yaklaşımından epey farklı oluşuydu. Graham son derece iskontolu varlıkları satın almak isterken, Greenblatt bir şirketin getirilerine ve kazanç temelli değerlemesine odaklandı. Bu stratejinin başarısı, Gotham Capital’i yönettiği 21 yıl boyunca yatırımcılara yıllık ortalama %40’lık bir getiri oranı sağlayan Greenblatt tarafından kanıtlandı.

Değer yatırımının ilkeleri

Bu başarılı yatırımcıların gösterdiği gibi, Graham ile başlayan ekol zaman içinde gelişti ve her yatırımcı “değer yatırımcılığı” şemsiyesi altında kendi tarzlarını buldu. Ama her birindeki ortak konsept, fiyatlar yerine şirketlerin temel oranları üzerinden “değer” kavramına odaklanmalarıydı.

Esasında hangi yatırımcı olursa olsun, bir kimse değer yatırımı ekolunu benimsediğinde, bu çerçeve içinde kendince farklı bakış açıları ve yaklaşımlar geliştirebilir. Bu son derece tabiidir. Ancak değer yatırımcılığının olmazsa olmaz denilebilecek birtakım ayırt edici yanları da vardır.

1. Değer yatırımı spekülasyondan farklıdır 

Değer yatırımının kurucusu olarak zikrettiğimiz Benjamin Graham, yatırımcılara yatırım ve spekülasyon arasındaki farkı net bir şekilde anlamaları gerektiğini söyledi ve bu mevzunun altını The Intelligent Investor’da şöyle çizdi: 

Bir yatırım, kapsamlı bir analiz üzerine, anaparanın güvenliğini sağlayan ve yeterli bir getiriyi vaat eden bir eylemdir. Bu şartları karşılamayan işlemler ise spekülatiftir. 

Bu iki kısa cümlenin içine yerleştirilmiş birkaç anahtar fikir var. Ama en önemlisi şu: Değer yatırımcıları “bir sonraki büyük şeyi” ya da zamanla harika bir şirket haline gelebilecek bir şirketi aramıyorlar ve bu onları büyüme yatırımcılarından ayırıyor. Yani değer yatırımı, gelecekteki olağanüstü muhtemel değer yerine, öngörülebilen değere dikkat ediyor.

Basitçe söylemek gerekirse, Graham’ın görüşüne göre spekülatörler, olaylara bağlı olarak gelecekte çok daha büyük bir değere sahip olabilecek şirketleri ararlar. Buna karşılık, değer yatırımcıları, şirketleri bugünkü gerçek değerlerine göre önemli bir iskonto ile satın almaya çalışırlar ve zamanla diğer yatırımcıların da bu gerçek değeri anlayıp hissesinin fiyatını artıracağını umarlar.

2. Değer yatırımı içsel değere bağlıdır

Etkin piyasa hipotezi savunucuları bir hisse senedi fiyatının mevcut tüm bilgileri yansıttığını iddia ederler. Başka bir deyişle, daha yüksek riskler almadan mümkün piyasayı sürekli yenmek imkansız. E madem piyasa yenilemiyor, öyleyse endeks fonları her zaman en iyi seçenek olmalı (?) ama durum pek de öyle görünmüyor.

Değer yatırımcıları, uzun vadede bir hisse senedinin fiyatının genellikle şirketin temel parametrelerine uyumlu davranacağına, yani içsel değerine geleceğine inanır. Bu inancın taşıdığı gizli yargı, piyasaların kısa vadede yanlış fiyatlama yapabileceğidir. İşte, bu gibi yanlış fiyatlamalar, şirketleri değerinin altında fiyatlardan satın alabilme imkanı sunar.

İster bir dizi kötü haber, ister gözden kaçırılan iyi haberler, isterse de pazar geneline yayılan hisse senedi satışları olsun; iyi şirketlerin hisse senetlerinin indirimli fiyatlandırıldığı zamanlar olacaktır. Bu gibi zamanlar değer yatırımcılarının tam da kovaladıkları fırsatlardır. Bu bir yönüyle karşıt yatırımdır, çünkü herkes satarken değerinin altında fiyatlandığı düşülen hisseler alınır. Sonrasındaysa içsel değere uygun fiyata ulaşıncaya kadar elde tutulur.

3. Değer yatırımcıları bir güvenlik marjı arar 

Bir hisse senedinin gerçek değeri ile mevcut piyasa fiyatı arasındaki farka güvenlik marjı denir. Yatırıma değer yatırımı niteliği vermenin anahtarı, iyi bir güvenlik marjına sahip hisse senetleri bulmaktır – ya da başka bir deyişle, bol miktarda yukarı yönlü potansiyel.

Ancak iyi bir güvenlik marjına sahip şirketleri nasıl buluyorsunuz? Bazen, göze çarpan bir durumla karşılaşırsınız. 2003 yılında Apple’ın piyasa değerinin nakit miktarının daha altına indiği bir nokta vardı. Geriye dönüp bakıldığında, bu değer yatırımcıları için çığlık atan bir “satın al” sinyaliydi. Fakat daha yaygın olarak, yukarıda tartıştığımız F/K ve PEG oranları gibi metrikleri kullanarak potansiyel “değer yatırımı”na aday gibi görünen şirketleri tarayarak bulmanız gerekir. 

Güvenlik marjları iyi olan şirketleri belirlemeye yardımcı olabilecek ilgili başka bir ölçüm daha vardır. Hemen herkes tarafından bilinen Piyasa/Defter Değeri oranı. Çoğu şirket için bu oranı hesaplamak bilançolarındaki rakamları kullanarak son derece kolaydır. Defter değerinden daha düşük bir fiyata alınıp-satılan bir şirket bulursanız, varlıklarının değerinden daha düşük bir fiyata satın alabileceğiniz bir şirket (2003 sonbaharında Apple’ın durumu buydu) bulmuş olabilirsiniz. 

Yine de dikkatli olun, çünkü Piyasa/Defter Değeri oranı mutlak bir ölçü olarak iyi çalışmıyor. Çok farklı iki şirket, çılgınca farklı Piyasa/Defter Değeri oranlarına sahip olabilir, ancak her ikisi de benzer şirketlerle karşılaştırıldığında tamamen değerli olabilir. Teknoloji şirketleri, örneğin yazılım varlıklarının, şirketin bilançosunda tam olarak ifade edilemeyebilecek maddi olmayan bir değeri olduğu için, genellikle defter değerlerinin çok üstünde fiyatlanır. Buna karşılık, otomobil üreticileri, işletmeleri için kritik öneme sahip fabrikaları ve araçları nispeten yüksek değerde olduğundan, defter değerlerinin altında işlem görme eğilimindedir. Bu gibi nedenlerle, F/K oranında olduğu gibi, Piyasa/Defter Değeri oranında da benzer şirketleri karşılaştırmak daha doğru bir yoldur. Ancak hangi metriği kullanırsanız kullanın, amaç gerçek değerlerine göre iskontolu satılan şirketleri bulmaktır ve bu iskonto sizin güvenlik marjınızdır. 

Güvenlik marjı fikri, değer yatırımının en temel ilkesidir. Portföyünüzü bir bütün olarak pazarı vuran şoklardan korumaya yardımcı olur. Çünkü güvenlik marjı olan hisseler, volatilitenin artığı zamanlarda, diğer hisselere nazaran daha az fiyat düşüşü yaşarlar. Ve tabii ki, aynı zamanda yatırımın potansiyel artısını da temsil eder: Şirket gerçek değerine göre iskontolu olarak satın aldıysanız, hisse senedi fiyatının zaman içinde gerçek değerine yakın fiyatlara yükseleceğini varsayabilirsiniz.

Ancak hesaplanan bir güvenlik marjının gerçek olup olmadığından emin olmak gerekiyor. Diğer bir deyişle, hisse senedinin neden ucuz göründüğünü açıklayabilmek için şirket hakkında nicel ve nitel araştırma yapmanız, yani biraz zaman harcamanız icap ediyor. 

4. Beklemek, bazen aylarca, bazen yıllarca…

Borsa, sabırsızdan sabırlıya para aktarma aracıdır.

Warren Buffett

Bazen bir hissenin gerçek değerine uygun fiyatı görmesi uzun zaman alabilir. Ne kadar uzun? Bunu sahiden bilmiyoruz. Değer yatırımcısı olmak için her şeyden önce sabır gerekir ve elbette beklerken piyasa dalgalanmaları karşısında psikolojinizi sağlam tutacak bir öz güven.

Vaktiniz varsa ve uzun yıllar paraya ihtiyacınız olmayacaksa, tam tersi durumdaki yatırımcılara göre bir avantaja sahipsinizdir: Onların satmak zorunda kaldıkları zamanlarda, siz onların sattıkları bazı hisselere ucuza satın alabilirsiniz.

İyi şirketler, yıllarca çok düşük görünen fiyatlarla alınıp-satılabilirler. Geçmişte bunun onlarca örneği var. Bu gibi durumlar, genelde yatırımcıların dikkati başka bir yere (örneğin teknoloji hisselerine) odaklandığında veya bir sektörün aleyhine olduğunda olabilir. 2000’lerin başında, dot-com kazasının ardından,  Altria Group  genellikle değerli bir hisse senedi olarak lanse edildi. Güçlü kazançlara ve artan temettüye rağmen, Altria kazancının yaklaşık sadece 4 katına işlem görüyordu, yani gerçek değerinin bariz bir biçimde altında. Erken satın alan yatırımcılar iyi bir temettü toplamayı başardılar, ancak Altria’nın fiyatı uzun süre boyunca fazla kıpırdamadı. Sonundaysa hava değişti. Söylemeye gerek yok, sabırlı kalan yatırımcılar iyi ödüllendirildi. 

6. Kayıplardan kaçınmak birinci önceliktir

Kural 1: Asla para kaybetmeyin. Kural 2: Asla 1 numaralı kuralı unutma.

Warren Buffett 

Değer yatırımcıları için kayıplardan kaçınmak, kazanç elde etmekten daha önceliklidir. Basit bir matematik: Portföyünüzün değeri %25 düşerse ve ardından %25 büyürse, para kaybettiniz demektir. Portföyünüz %50 değer yitirse, bu değer kaybını telafi için %100 kazanmanız gerekir. Daha da önemlisi, bu durumda, zaman içinde hedeflerinize ulaşmak için daha büyük getirilere ihtiyacınız olacak. Bu, almanız gerekenden daha büyük riskler almanıza neden olabilir ve bu da daha fazla kayba yol açabilir. 

Bir değer yatırımcısı, bir şirketi gerçek değerine göre iskontolu satın alarak büyük kayıp riskini en aza indirir. Her zaman piyasayı aşan bir kazanç elde edilemeyebilir, ancak kayıplar (ve bu kayıplardan kurtulma ihtiyacını) en aza indirilebilirse, yatırım hedeflerine ulaşmak için zaman içinde daha az getiriye ihtiyaç duyacaklar.

7. Neye sahip olduğunuzu ve neden sahip olduğunuzu bilin

Değer yatırımı pasif bir strateji değildir. Başarılı olmak için değer yatırımcılarının sahip oldukları şirketleri ve neden sahip olduklarını bilmeleri gerekir. Bu ne şirket ne iş yapıyor? Yaptığı işi hangi ihtiyacı karşılıyor? Rakipleri kimler? Hisse senetleri neden iskontolu satılıyor? Neden hisse senedi fiyatının zamanla artmasını bekliyorsunuz?

Elbette ilk yatırım yaptığınızda bunları bilmek elzemdir. Ancak, bu soruları doğru bir şekilde yanıtlamaya devam edebilmeniz için şirketi etkileyen önemli gelişmelerden haberdar olmanız da bir o kadar önemlidir. En azından, şirketin periyodik faaliyet raporunu okuyun ve durumunun değişip değişmediğini anlamak için şirketle ilgili haberleri takip edin. Gerçek değerini düşüren bir şey olursa, yeniden değerlemeniz gerekir: Hisse senedine sahip olmak için hala iyi bir nedeniniz var mı?

Unutmayın: Kayıpları en aza indirmek yüksek bir önceliktir. Bir şirket daha kötüye giderse ve ufukta olası bir iyileşme görülmezse, hisselerini satmak, zarar etmek anlamına gelse bile en iyi seçenek olabilir. Bunun doğru olup olmadığını anlamak için şirkete aşina olmanız ve neden hissesine sahip olduğunuzu anlamanız gerekir.

8. “Yeterli bir getiri” arayın

Benjamin Graham’ın yukarıdaki satırlarda geçen “değer yatırımı” tanımını hatırlıyor musunuz? Graham, yatırımcıların her zaman “yeterli bir getiri” araması gerektiğini söylüyordu. Bunu söylerken de, makul bir yatırımcı için tatmin edici bir getiri oranını, yani “güvenlik marjı”nı kastediyordu.

Ama ne kadarlık bir getiri oranı makul bir yatırımcı tarafından “tatmin edici” bulunur?

Şunu düşünün: Herhangi bir yatırımcı, yalnızca bir borsa yatırım fonu satın alarak genel piyasanın getirileriyle kabaca eşleşen getiriler elde edebilir. Değer yatırımı da dahil olmak üzere herhangi bir aktif yatırım stratejisinin amacı ise her zaman bundan daha iyisini yapmak olmalıdır. Diğer bir ifadeyle borsayı yenmek…

Aktif bir yatırımcı olarak piyasayı yenemiyorsanız, bir borsa yatırım fonu satın alıp vaktinizle başka şeyler yapmanız çok daha akıllıcadır. Pratikte, bir değer yatırımcısı için, yeterli bir getiri arayışı, zaman içinde piyasadan daha iyi performans göstermesi muhtemel görünen fırsatları (büyük güvenlik marjlarına sahip hisse senetleri) bulana kadar paranızı borsa yatırım fonunda ya da sabit getirili kısa vadeli borçlanma araçlarında tutmak anlamına gelebilir.

Başka bir deyişle, fiyatı gerçek değerinden sadece biraz düşük olan bir hisse, muhtemelen zaman ayırmaya değmez. Bunun yerine, enerjinizi ve yatırım sermayenizi, size yeterli, yani piyasanın üzerinde bir getiri sağlayacak görünen fırsatlara saklamak çok daha caziptir.

Sağlıcakla.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Mission News Theme by Compete Themes.